Çarlıktan Sovyetlere (1864-1921)

SÜRGÜN FACİASI
Kbaada savaşından sonra büyük bir facia başlıyordu.

Kafkasya’ya Çar Naibi olarak tayin edilen Grandük Mişel, 1864 Ağustosunda Batı Kafkasya’nın bütün halkına şu fermanı tebliğ etti: “Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde bütün yerleşik halk Rusya’nın değişik mıntıkalarına sürülecektir”
sürgünBu ferman gereğince, çoğu kadın, çocuk ve ihtiyarlardan ibaret 1 milyonu aşkın Abaza ve Adige, 200 bini aşkın Çeçen, Asetin ve Dağıstanlı yurtlarından çıkarılarak Karadeniz kıyısına sürüldü. Aylarca sahil kenarlarınde bekledikten sonra çürük vapurlara doldurulup Osmanlı’nın değişik limanlarına, oradan da hudut boylarına, iç kısımlara gönderildiler. Sürülenlerin az bir kısmı iskan mahallerine varabiliyorlar, çoğu bekleme kamplarında, Karadenizin fırtınalı sularında, limanlarda, yollarda, vardıkları yerlerde, salgın hastalıklar, iklim uyumsuzluğu ve diğer sebeplerden kırılıp gidiyorlardı.
Sürgün esnasında şuurlarını kaybetmiş insanların kendi çocuklarını öldürmeleri ve intihar etmeleri olağan hallerdendi.
Kafkas sürgünlerinin gittikleri yerlerde kurdukları nice köyler vardır ki 20-30 sene sonra birer mezarlıktan ibaret kalmıştır.
Mütemadi felaketler altında eriyen bu kahraman milletin hayatta kalanları esas itibarıyla Anadolu’ya ve bir kısmı da Osmanlı imparatorluğu sınırlarında daimi emniyetsizliğin hüküm sürdüğü Dobruca, Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk, Suriye, Filistin ve Irak gibi memleketlere yerleştiriliyordu.
Adıgeleri sürmekle Çarlık Rusyası’nın ne gibi bir gaye güttüğü Kafkasya Rus Ordusu Baş komutanı Muavininin Petersburg’a Harbiye nazırına gönderdiği şu rapordan açıkça anlaşılmaktadır:
“Ruslarla iskan edilmiş batı Kafkasya tamamıyla emin bir vaziyettedir. Dağlardan çıkarılarak ovalara sürülen ve birbirlerinden çok uzak yerleştirilen 100 bin dağlıya karşılık 220 bin silahlı Kazaklarımız var. Gerekirse ordusuz da baş edebiliriz.”
Böylece Kuzey Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgal tablosu Kafkas milli servetlerinin gasp ve yağması ile 1.500.000 kadar Kuzey Kafkasyalının sürgünüyle sona ermiştir.
 
VATANINDA KALANLAR
Bu toplu sürgüne rağmen bir miktar Kafkasyalı vatanında kalmayı başarabilmiştir. Bunlar Orta Kuban, Zelençuk Laba Kazajlarkısımlarında kalan Adigelerle Yukarı Kuban’daki sarp vadilere sığınan Karaçaylar ve Abhazya’daki halk idi.
Kuzey Kafkasya’nın Dağıstan, Çeçen-İnguş, Osetya ve Kabartay bölgeleri ahalisi, az bir kısım hariç dağlara sığınarak vatanlarında kalabilmişlerdir.
Topraklar Kazaklara ve Rus seçkinlerine dağıtıldı. Kuban’da, Kazak ve Ruslara adam başına 33 hektar toprak verilirken, vatanda kalan dağlılara en kötü yerlerden aile başına 7,5 hektar yer bırakılıyordu.  
Çarlık Rusyası bütün medeni dünyanın gözü önünde bu vahşet dolu sürgünü gerçekleştirdikten sonra, Rus işgalinin medeni rollerinden bahsetmeye başladı. Rus hükümetinin iddiasına göre, Rus idaresi ve idarenin dağlı topraklarına oturttuğu Kazak ve Rus kolonistleri bölgeye ilim ve düzen getirmişler; Kafkasya’da medeniyetin yerleşmesine hizmet etmişlerdi(!). Bu iddiayı gerçeklerden yana ve vicdan sahibi Rus yazarlar bile reddetmiştir. Bunun bir çok örnekleri vardır.
Çarlık Rusyası, Kuzey Kafkasya’yı tamamen istila ettikten sonra Dağlılardan yine de emin olamadı. Daimi işgal altında tuttuğu memlekette zalim bir askeri idare tesis etti. Kafkasya muhtelif bölgelere ayrılarak Rus polisi ve askeri memurları tarafından idare edilmeye başlandı. Sistematik bir şekilde Ruslaştırma siyaseti takip edildi. Bütün okullarda Rus dili ile eğitim yapılması mecbur kılındı. En iyi topraklar bölgeyi istila eden Rus mujiklere ve Kazaklara verildi. Bu suretle memlekette kalan halk, ya dağlara çıkmak zorunda kalmış; veyahut Kuban ve Terek ovalarına iskan edilen Kazak –Rus kolonisi ile zor duruma sokulmuştu.
 
1840 yılında Kafkasya’nın nüfus yapısı şöyle idi:
 
Doğu Kafkasya (Dağıstan, Çeçenistan)   : 2 000 000
Orta Kafkasya (Osetya)                        :    500 000
Batı Kafkasya (Adige, Karaçay, Abhaz)   : 2 500 000
 TOPLAM                                              5 000 000
(Not: Kafkasya ile ilgili kaynakların ittifak ettikleri asgari nüfustur)93 Harbi
 
Bu tarihten sonra Kuban ve diğer bölgelerden 1.500.000 kişi vatan dışına sürüldüğüne göre (çeşitli vesilerle kırılanları Allah bilir) muhtemeldir ki bu suretle Kuzey Kafkasya’da sadece 3.500.000 nüfus kalmıştı.
 
1877 OSMANLI RUS HARBİNDE KAFKASYA…
1877’de Osmanlı Rus muharebeleri başladı. Kuzey Kafkasyalılar buno haber alır almaz Gunip yakınında ve Anapa mevkii’nde iki büyük bir kurultay topladı. Kuzey Kafkasya’nın her yerinden gelen halk temsilcileri İmam şamil zamanında naiplik yapmış Abdurrahman Efendi’yi  reias seçti. Genelin oyuyla isyan kararı alındı. Ruslar Osmanlıya 24 Nisan’da harp ilan etti; 15 gün sonra 9 Mayıs’ta da  Dağıstan ve Çeçenistan ayaklandı. Ardından 12 Mayıs günü de Kuban şahlandı. Adigeler savaş biterken kıyıma uğradıkları Hodz kasabasını ruslar erzurumda.merkez yaptılar. Abhazya’nın Sohum limanında Osmanlı ile irtibat tesis edildi. Fakat yeter derecede yardım alınamadı. Dağlılar her tarafta düşmanı geri atıyordu, ama takviyeye ihtiyaç duyuyorlardı. Ama ne yazık ki Osmanlı Kafkasya’ya yetişemedi. Türk Ordusu Kars’ta kuşatıldı. İmam Şamil’in oğlu Gazi Muhammed Paşa kumandasındaki Kafkas birlikleri muhasarayı yararak ancak Erzuruma çekilebildi.
Dağlarda, 1877 Mayıs’ından Aralık ayına kadar süren isyan kanlı bir şekilde bastırıldı. Kurulan harp divanları Kafkasyalıların bütün ileri gelenlerini iadam etti, onbinlerce aileyi de Sibirya’ya sürgüne gönderdi.
Bilhassa Abhazya büyük ızdırap çekti, nüfusunun yarısını kaybetti.
Plevneİkinci ciddi kalkışma Ruslar 1905 yılında Japonlara yenilince patlak verdi.
Kuzey Kafkasya’da bu isyanda yine şiddet ve vahşetle bastırıldı.
 
11mayis1918 - cecenler cumhuriyetin kuruluşunu kutluyorBAĞIMSIZ KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ
Rusya’da 1917 Şubat’ında başlayan ihtilal, esaret altındaki bütün milletlerin ayaklanmasına sebep oldu. Kafkasyalılar da yüzyıllardır hasretini çektikleri istiklâlleri için harekete geçtiler. Hazar’dan Karadeniz’e kadar kültür ve medeniyetleri bir olan bütün Kafkas halklarından toplam 500 resmî temsilcinin katıldığı 1. Büyük Halk Kurultayı 3 Mayıs 1917’de Terekkale’de toplandı. 5 gün süren heyecanlı toplantılar sonucunda “Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği Geçici Yönetimi” oluşturuldu.A.Çermoy
2. Kurultay 18 Eylül 1917’de Andi’de toplandı. Yirminci yüzyıl Kuzey Kafkasya tarihinde önemli bir siyasî nitelik taşıyan ve bağımsızlık hareketinin en önemli referansı sayılan kurultaya, Dağıstan, Kumuk, Terek vilâyeti, Çeçen-İnguş, Osetya, Kabartay, Karaçay-Balkar, Adıgey, Abhazya, Şetkale bölgelerinden 1500 delege katılmıştı. Anayasa niteliğinde kararlar alınarak Kuzey Kafkasya ve Dağıstan halklarının tek bir siyasî çatı altında birleştiği ilan edildi.
Millî Meclis, bakanlar kurulunu seçerek tam yetki verdi. Çeçen Abdülmecid Çermoy Devlet Başkanı seçildi ve Bakanlar Kurulu, çalışmalarına başladı.
20 Kasım 1917’da Rusya’dan ayrıldığını îlân eden yeni hükûmet; askerî, mâlî, zirâî ve idârî sahalarda gerekli devlet düzenlemelerine hızla başladı.
 Devlet Başkanı Abdümecid Çermoy ve Dışişleri Bakanı Haydar Bammat başkanlığında yola çıkan bir heyet; Tiflis, Batum ve Trabzon’da görüşmeler yaptıktan sonra nihayet 6 Mayıs 1918 günü İstanbul’a ulaştı. Osmanlı dış politikasının şekillenmesinde büyük rolü olan muhaceret çevrelerinin oluşturduğu “Çerkes Teavün Cemiyeti”nin aracılığıyla Osmanlı Hükümeti ile görüşmeler yaparak yardım anlaşmaları da imzalayan heyet, 11 Mayıs 1918 Cumartesi günü bir nota ile, Kuzey Kafkasya’nın bağımsız bir devlet olduğunu bütün hükümetlere duyurdu.Haydar Bammat
 
7 YIDIZLI BAYRAK BURÇLARDA
Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı, Türk, Alman ve diğer batılı ülkelerin basınında geniş yankılar uyandırdı. Osmanlı Hükümeti, Kuzey Kafkasya Devleti’ni tanımakta gecikmedi.
Bütün bu gelişmelerden oldukça 1918-1919rahatsız olan Rusya, Osmanlı Devleti’ni sert bir dille eleştirdi ve ilişkiler gerginleşti. Bunun üzerine Rusya, Bağımsız Kuzey Kafkasya Devleti’nin tanınmasını engellemek için önde gelen Avrupa ülkelerine notalar verdi.
Osmanlı Devleti, yeni cumhuriyeti tanımakla beraber, müttefiklerinden beklediği siyasî destek karşılıksız kaldı. Enver ve Talât Paşaların Almanya nezdindeki girişimlerinden de sonuç alınamamıştı.
Lenin, Astrahan yolu ile Kuzey Kafkasya’ya kızılordu tümenlerini sevk etmeye başlamıştı bile. Kizlar ve Şamilkale’yi ele 1919-1920geçirmek üzere harekete geçen üç tümen Kafkasyalılar tarafından bozguna uğratıldı. Ancak Beyaz ve Kızıl ordular tarafından tamamen kuşatılan Kuzey Kafkasya’nın acilen yardıma ihtiyacı vardı. Nihayet İstanbul’daki muhaceret çevrelerinin yoğun çabası ile Osmanlı Devleti harekete Yusuf İzzet Metgeçti. Büyük çoğunluğu Çerkes gönüllülerden oluşan yaklaşık 20.000 kişilik “Kafkas İslâm Ordusu” Nuri Paşa komutasında Kafkasya’ya girdi. Diğer taraftan Osmanlı Ordusu’nda görevli Çerkes Subaylardan İsmail Berkok, Mithat Şhaplı ve Muzaffer Beyler, teşkilât taburları ile dağ yolundan Kafkasya’ya ulaşmışlardı. Bu genç subaylar, yerli kuvvetleri organize etmeye başladılar. Yeni kurulan Kuzey Kafkasya Ordusu’na komutan tayin edilen Met Çunatıko Yusuf
İzzet Paşa, Kafkas İslâm Ordusu Kumandanı Nuri Paşa ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Abdülmecid Çermoy düşmandan temizlenen Derbent’te bir araya geldiler. 13 Ekim 1918 günü yapılan büyük merasimden sonra top sesleri arasında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yedi yıldızlı bayrağı şehrin burçlarına çekildi.
 
Anton DenikenBEYAZ VE KIZIL ORDULAR İLE SAVAŞ
Şiddetli çarpışmalar sonucu Kızıl ve Beyaz Rus birlikleri Kuzey Kafkasya’nın önemli bir bölümünden çıkartılmıştı. Kuzey Kafkasya’nın tüm bölgelerinde devlet teşkilâtlanmasını sağlamlaştırmak için Osmanlı subayları ile Millî Hükümet sıkı bir işbirliği içinde çalışıyorlardı. Her şeyin iyiye gittiği, Millî Hükümet’in güvenli bir çalışma ortamı bulduğu bir sırada, İstanbul’da gelen bir haber bütün planları alt üst etti. 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi’ni imzalamış, mütareke gereği Kafkas Orduları, Başkumandanlığa dönüş için emir almıştı. Kuzey Kafkasya’ya son derece olumlu hizmetler veren ordu, emir gereği 28 Aralık 1918’de gözyaşları arasında Kafkasya’dan ayrıldı.
Kafkas İslâm Ordusu’nun çekilmesi, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti için yıkım olmuştu. Genç devletin, biri beyaz biri kızıl iki düşman cephe karşısında durumu gittikçe ağırlaşıyordu. Pşimaho Kotse
Yeni durum karşısında Devlet Başkanı Abdülmecid Çermoy istifa etti. Yerine Pşimaho Kotse 2. Devlet Başkanı seçildi. Kodze Hükümeti askerî ve siyasî iki sahada harekete geçti. Bütün millet seferber îlân edilerek mücadeleye hız verildi. Çarcı General Denikin kuvvetleriyle kanlı savaşlar biribirini izleyerek sürdü. Adıgey, Karaçay, Kabardey ve Oset bölgeleri düşman tarafından işgâl edildi. Millî Kuvvetler Dağıstan ve Çeçenistan’a çekilerek savaşa devam ettiler. Alhanyurt ve Gudermes’te savaş bir Mikail Halil Paşahafta sürdü. Kuzey Kafkasyalılar üstün kuvvetler karşısında tutunamadılar; Çeçenistan içlerine, Vedeno’ya çekildiler. Bu şiddetli savaşlar sonunda Kuzey Kafkasyalılar, bin kadarı kadın olmak üzere 20.000 şehit vermişlerdi.
Bu sırada büyük ümitlerle ve hırsla göreve başlayan Pşimaho Kotse hükümeti de 1919’da istifa etti. General Mikail Halil hükümeti kurmaya memur edildi. İngilizlerin de Denikin’i desteklemeleri, cephanesiz ve yardımsız kalan Kuzey Kafkasyalılara direnç imkânı bırakmamıştı. Ağustos 1919’da, uygun şartlar oluşuncaya kadar Millî Meclis tatil edildi, buna karşılık gerilla savaşı başlatıldı. Çarlık ordularından çekmediklerini bir avuç Kafkasyalıdan çeken komünistler yeniden propaganda yolunu seçtiler. Savaşı bırakmaları hâlinde Kafkasya’nın bağımsızlığını tanıyacaklarını söylüyorlardı.
 
KAYIŞYURT TOPLANTISI
6 Mayıs 1920’de Çeçenistan Kayışyurt’ta Bolşevik toplarının tehdidi altında büyük bir kurultay toplandı. Kurultaya Türkiye’den İsmail Berkok, Aziz Meker ve Butba Mustafa Şahin Beyler de katıldı. Uzun müzakerelerden sonra and içilerek mücadeleye devam kararı alındı, yeni bir temsilciler meclisi seçildi. İ.Hakkı Berkok
Aziz MekerMeclis Uzun Hacı’nın tavsiyesine uyarak Kâmil Paşa’yı göreve çağırdı. Ancak Paşa gidemeyecek kadar hasta ve yorgun olduğundan oğlu Said Şamil’i Kafkasya’ya gönderdi. Kafkasyalılar Said Şamil’in önderliğinde mücadeleyi sürdürdüler. Önemli başarılar sağlandı. Birbiri ardına gönderilen Bolşevik kuvvetlerini bozguna uğrattılar. Bu arada Rusya’da içi savaş sona ermişti.Çarlık taraftarlarını tamamen yok eden Bolşevikler durumlarını sağlamlaştırınca bütün kuvvetleriyle Kafkasya üzerine saldırdılar. Nihayet 1921 Haziran’ında son direniş de çöktü ve Kuzey Kafkasya tamamen işgâl edildi.
 Bu bağımsızlık mücadelesinde Abdülmecit Çermoy, Pşimaho Kotse, Mikâil Halil Gotstli NecmeddinPaşa, Haydar Bammat, Vassan Giray Jabağı, İbrahim Haydaroğlu, Nuh Bek Tarkolu, Uzun Hacı, Necmettin Mustafa Şahin(Butba)Gotskinski, Said Şamil, Met Çunatıko Yusuf İzzet, General İsmail Berkok, Ali Han Kantemir, Mehmet Kadı Dibir, Ahmet Nabi Magoma, Aytek Namitok, Mareşal Tuğa Fuat Paşa, Aziz Meker, Hüseyin Tosun Şhaplı, Reşit Kaplan, Zübeyir Temirhan, Tausultan Şakman, Tugan Alkhaz, Gappo Bayattı, İbrahim Haydar, Cemil Cahit Toydemir ve Mürsel Bakü gibi yurtseverler bilfiil yer almışlardır.
Bu kadronun içinde vatanında ölenler ve öldürülenler olduğu gibi, sağ kalanların hemen hemen tamamı ömürlerinin kalan kısmını vatanlarının dışında tamamlamak zorunda bırakılmıştır.

1,671 total views, 1 views today

Yorum Yap