ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN: GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ

HABRACU MURAT ÖZDEN

Çerkesler 1864 yılından 1923 yılına kadar geçen 59 yıllık sürede üç büyük sürgün yaşadı. Birinci sürgün Rusya’nın yürüttüğü çok uzun vadeli emperyalist politikalar sonucu gerçekleşti. İkinci sürgün yani Balkan sürgünü Çerkeslerin peşinden yürüttüğü bir sürek avı gibi 1877  Osmanlı Rus Savaşı sonrası sonrası Berlin antlaşmasına konan bir maddeyle gerçekleşti

Birinci büyük sürgün ve soykırımla ilgili halkımızda ve kamuoyunda bir bilgi ve çok az da olsa araştırmalar vardır. Ancak büyük birinci sürgünde kırık dökük gemilerle Varna ve Köstence limanlarına çıkarılan ikiyüzellibin Çerkes’in Balkanlardaki acı dramı Ve sürgünü hakkında çok az bilgi, hatta hiç bilgi yoktur.

Birinci sürgün ve soykırım için 21 Mayıs günü üzerinden bir tarih hafızası ve kimlik bilinci oluşturulmaktadır. Üçüncü sürgün yani Gönen-Manyas sürgünü ile ilgili 2 Mayıs tarihi de toplumumuzda ve kurumlarımızda kabul görmeye başlamıştır. Bu olumlu bir gelişmedir.

Tarih hafızasının inşasında ikinci sürgünün de bir gününün ve anmasının oluşturulması son derece önemlidir. Bununla ilgili olarak Ayestafenos anlaşmasının veya Berlin Anlaşmasının imzalandığı günü buradan öneri olarak halkımıza ve kurumlarımıza teklif ediyorum.

***

Türkiye Çerkes diasporasında gerçek anlamda bir travma yaratan Ve kimlik inkarına yönelmesine neden olan Gönen -Manyas Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümünde, o bölgenin bir çocuğu ve sürgüne tabi tutulmuş insanlarla yaşamış biri olarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

2 Mayıs 1923 günü Çerkes köylerinin cami kapılarına içişleri bakanlığının astığı bir tamimde şöyle diyordu:

1- Anadolu ihtilal Cemiyetinin gönderdiği eşkiyalardan herhangi bir köyde barındığı, beslendiği haber alınırsa o köy Anadolu içlerine dağıtılacaktır.

2- Sözü geçen köylerde saklananlar askeri birliklerce haber alınıp, çatışmaya girildiğinde, köyün yanmasına sebep olunursa, askeri birlikler kesinlikle mesul olmayacak, bu mesuliyet köylere ait olacaktır.

3- Bu çetelerden olabilecek şahısların saklandıkları mahalleri, ihbar veya yakalanmalarını kolaylaştıranlara 200 lira mükafat verilecektir.

Bu tamimden 26 gün sonra 28 Mayıs tarihinde Gönen’in Üçpınar Köyü, 8 yıl önce Ermenilere yapıldığı gibi jandarmalar tarafından çevrilerek bir bilinmeze doğru sürgün başlatıldı. 21 Haziran günü Hacı Osman ve Değirmenboğazı köylerinin sürgünü ile birlikte sürülen köylerin sayısı 14’e ulaştı. Sürgünler Bandırma’da toplandı. Trenle Afyon’a sevk edildiler. Orada iki ay kadar açık havada bekletilen sürgünler Sivas, Niğde, Malatya ve Van’a kadar trenle sevk edildiler. Mallarını yok pahasına ellerinden çıkarmış açbilaç halde yardımsız ve bakımsız kaldılar. Soğuğa, açlığa dayanamayan çok sayıda yaşlı, çocuk ve kadın yollarda öldüler.

Ayrıca Gönen ve Manyas’taki otuz Çerkes köyüne daha sürgün tebligatı yapılarak malları sattırıldı, tarlaları ektirilmedi. Sürgüne gitmeseler de evlerinde aç ve perişan olarak kaldılar. Sürgün tebligatı yapılmış otuz köy 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış Lozan Barış Anlaşması’nın 59. Maddesi’ndeki genel af maddesinden dolayı sürgüne gitmediler.

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış Lozan Barış Anlaşması’ndaki genel af maddesi sürülenleri de kapsamaktaydı. Ancak 150’liklerle ilgili liste tamamlanmadan kimse geriye dönemedi. Affın kendilerini kapsadığını anlayan Çerkes Sürgünler geri dönüşün yollarını aradılar. Geriye dönmek gitmekten daha zor oldu. Onları oraya süren devlet geriye dönüşlerine asla destek olmadı. Bulabildikleri vasıtalarla ve yürüyerek köylerine ulaştılar. Ama yağma edilmiş ve işgal edilmiş olan köylerini geri alabilmek için adeta bir savaş verdiler. Ama yaşadıkları bu sürgün onları yoksul ve bezgin hale getirirken, diğer Çerkeslere ve halklara da bir ibret oluyordu. Topluma korku salmaya ve Türk ırkçılarının toplumları kimliklerinden vazgeçirmeye başlamalarına giden yolda önemli bir kilometre taşı oluşturuyordu.

***

Bir toplumun topluca sürülmesi ve saldırıya uğramasının arkasında fikri, siyasi ve ekonomik nedenler olması gerekmektedir. Osmanlı’yı kurtarma amacıyla yola çıkan ittihatçılar onu batırmışlardı.1913 yılındaki kongrelerinde Türk olmayan unsurları güvenilmez ilan eden ve Anadolu’nun bir Türk yurdu olabilmesi için gayr-ı müslimlerden arındırılması, Türk olmayan Müslüman unsurların Türkleştirilmesi fikrini ideoloji olarak benimsiyordu. Bu düşünceden payını önce Ermeniler ve Süryaniler, daha sonra da Rumlar alıyordu. Türk olmayan Müsliman unsurların Türkleştirilmesi ve dağıtılarak asimile edilerek etkisizleştirilmesi operasyonunun ilk uygulaması Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü ile uygulamaya sokuluyordu.

Men-i Şekavet Kanunu(eşkiyalığı önleme kanunu)’na dayandırılarak gerçekleştirilen Gönen-Manyas Çerkes sürgününü sanki sadece Çerkesler eşkiyalık yapmış gibi, sadece Çerkeslere uygulanmıştır. Oysa o dönemde Türkler de Pomaklar da, Arnavut’lar da eşkiyalık yapmışlardı. Çok çabuk organize olup silahlı bir güç oluşturabilen Çerkeslerin Ankara’nın başını ağrıtabileceğini düşünen Ankara yönetimi ilk operasyonunu Müslüman ama Türk olmayan Çerkeslere uygulayarak ittihatçıların politikasını devam ettirdi.

Tarih hafızamızın oluşması, kimlik bilincimizin gelişmesi için Gönen-Manyas Çerkes sürgününü de unutmayacağız unutturmayacağız.

Bu tür haksızlıklar unutturulursa yeniden tekrarlanabilir. Ne Çerkeslerin, ne de başka halkların başına bu tür kötü olayların gelmemesi için de unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Tüm sürgün yollarında yitirdiğimiz büyüklerimizi rahmetle anıyoruz.

 4,694 total views,  2 views today

2 Comments

  1. Sadi karakaya dedi ki:

    Kurtulması için canlarını verdikleri vatanda bir halkı sürgüne uğratmak ne büyük zulüm ve utançtır. İttihad ve terakki zihniyeti nin bariz tezahürü. Kahrolsun erken cumhuriyet muktedirleri ve yardakçıları.

  2. Mustafa saadet dedi ki:

    Çerkes’ler sadece Rus’lardan zarar görmedi. Halen de bulundukları bütün ülkelerde dilleri unutturularak asimilasyon yoluyla en büyük yek etme çabası sürdürülmektedir.

Yorum Yap