ÇERKES SOYKIRIM VE SÜRGÜNÜ 155’İNCİ YILINDA İSTANBUL’DA ANILDI

Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın 155’inci yılı İstanbul Beyoğlu’nda yapılan bir açık hava programıyla anıldı.

Çerkes Dernekleri Federasyonu’nun öncülüğünde düzenlenen programda, ğıbzeler, şiirler okundu, soykırım ve sürgün üzerine konuşmalar yapıldı. Ardından protesto yürüyüşü gerçekleştirilerek, Rus Konsolosluğu’nun kapısına siyah çelenk bırakıldı.

Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nı anama etkinliği için Türkiyeli Çerkesler Beyoğlu Odakule arkasında saat 21.00’de bir araya geldiler. İshak Akbay’ın sunduğu programda saat 21.21’i gösterirken vatan savunması ve sürgünde ölen Kafkasyalılar anısına 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilerek, Fatiha suresi okundu.

Bilahare sanatçı İshak Akbay, akordionist Genar Tuncer eşliğinde Yistanbulaqo isimli sürgün ağıtını seslendirdi.

Murat Tosun’un Thamate Hacı İshak’ın vasiyeti isimli metni takdiminden sonra Berkant Akalan, Ayça Atçı’ya ait sürgünü konu alan bir şiir okudu.

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti korosu’nun seslendirdiği ağıtı müteakip mikrofona gelen Çerkes Fed Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez Soykırım ve Sürgünü anlatan ve Çerkeslerin varolma iradesini ortaya koyan etkili bir Adigece konuşma yaptı.

ÇDP Genel Başkanı Faruk Arslandok da yaptığı konuşmada, Rus Çarlığı imparatorluk ordusunun, düzenli ordusu bulunmayan Çerkes Halkına karşı  yaklaşık üç yüz yıl boyunca yürüttüğü savaşın 21 Mayıs 1864 tarihinde sürgünle sonuçlandığını söyleyerek bunun tam anlamıyla Çerkes Halkı’nın varlığını hedef alan bir soykırım süreci olduğunu söyledi.

Çerkeslerin  21 Mayıs 1864’ü hiçbir zaman unutmayacağını söyleyen Arslandok, “Çerkes halkı her yıl yükselen bir bilinçle soykırımın bütün detaylarıyla aydınlanması için gereken iradeyi ortaya koyacak ve mücadelesini sürdürecektir” dedi.

Çerkes Dernekleri Federasyonu’nun basın açıklamasını federasyon başkanı Nusret Baş okudu.

Çerkeslerin anayurdu olan Kafkasya’nın Çarlık Rusyası tarafından işgal edildiğini söyleyen Nusret Baş, bu işgalin günümüzde de devam ettiğini belirtti.

“Yüzyıllardır yayılmacı politikalar izleyerek Akdeniz’in sıcak sularına inmeyi kendisine hedef seçen Çarlık Rusyası, bu emperyal heves uğruna 300 yıl süreyle Kafkasya’ya saldırılarda bulunmuştur. Yaşam şartlarını yok etmek için evlerini, tarlalarını yakıp yıkmış, toplu katliamlar yapmış, vatanında kalmak isteyenlere ölmekten başka bir seçenek bırakmamıştır. Yerli halklara uyguladığı ağır bir soykırım sonrasında da 21 Mayıs 1864 tarihinde ülkelerini tamamen işgal etmiştir. Ancak, Rusya’nın eli kanlı Çarları bununla yetinmemiş, hayatta kalan nüfusun yüzde 90’ını oluşturan 2 milyonu aşkın Çerkesi de yurtlarından söküp atmıştır. Sürülen Çerkeslerin yarım milyonu açlık, soğuk, salgın hastalıklar ile Karadeniz’in gemileri batıran fırtınaları ve vardıkları yerlerde karşılaştıkları olumsuz şartlar nedeniyle yolculuklarının daha ilk günlerinde hayatlarını kaybetmiştir. Bu acımasız soykırım ve sürgünler sonucudur ki, günümüzde,  6 milyonu Türkiye’de olmak üzere 7 milyonu aşkın Çerkes hala anayurdu dışında ve dünyanın 40 ülkesine dağılmış vaziyette, yok olma tehdidi altında yaşamaktadır” diyen Nusret  Baş, Çerkeslere Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’da küçük ölçekli ve dağınık yerler tahsis edildiğini belirterek, “Belli yerlerde öbeklenmelerine ve kültürel korunmalarını sağlayacak ortam oluşturmalarına fırsat verilmemiştir” dedi.

Osmanlı Devleti’nin, 1878 Berlin Antlaşması gereğince, Balkanlar’daki Çerkesleri Asya ve Afrika’daki topraklarına sürdüğünü aktaran Baş, burada Çerkeslerin ikinci bir sürgüne uğradığını belirtti.

Baş özetle şunları söyledi:

“Çerkesler, kendilerini anayurtlarından koparan bu büyük felaketi ‘soykırım ve sürgün’ olarak isimlendirmekte; hukuki olarak da ‘soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş suç’ terimleriyle ifade etmektedir.”

“Çerkeslerin uğradıkları bu büyük felaketin üzerinden tam 155 yıl geçmesine rağmen yaraları hala kanamaya devam etmektedir.”

“Çerkes halkının içinde bulunduğu bu mağduriyetin giderilmesi yükümlülüğü elbette Çarlık Rusyası’nın; bugünkü hukuki mirasçısı konumunda olan ve hala topraklarımızı denetimi altında bulunduran Rusya Federasyonu’na düşmektedir. Bu nedenledir ki, Rusya Federasyonu yöneticilerini selefleri tarafından işlenen bu tarihi suçu kabul edip bir an önce Çerkes halkından özür dilemeye çağırıyoruz.”

“Diaspora Çerkeslerine anavatana dönüş yolunu kayıtsız şartsız açmaya ve tüm diaspora Çerkeslerine Cumhuriyetlerimizin vatandaşlığını alma hakkını tanımaya çağırıyoruz.”

“Başta Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu olmak üzere tüm dünya parlamentolarını Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü tanıyarak Rusya yönetimi üzerinde baskı oluşturmaya davet ediyoruz.”

“Çerkesler, mağduriyetleri giderilip, ulusal hakları kendilerine teslim edilinceye ve varlıkları güvence altına alınıncaya kadar, bu hak mücadelesini sürdürecek; ellerine geçen her fırsat ve vesile ile taleplerini dillendirmeye devam edecektir.”

 

Açıklamanın ardından Meşrutiyet Caddesi üzerinde kortej oluşturan Çerkesler sloganlar atarak Rusya Konsolosluğu’na çıkan sokağın başına kadar yürüdüler.

Burada seçilen bir heyet Rus konsolosluğunun önüne giderek üzerinde “Soykırım İnsanlık suçudur” yazan siyah bir çelenk bıraktı.

Grup bir süre daha sloganlar attıktan sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

 

399 total views, 4 views today

Yorum Yap