MADİNA HAKUAŞEVA: ‘DİLİ KAYBETMEK BÜYÜK BİR SUÇTUR’

Bugün azınlık dillerinin korunması için objektif şartlar bulunmamaktadır. Eğer toplum ve uzmanlar kayıtsız kalır, devleti dil politikasını değiştirmeye zorlamazsa, anadiller kaybolur…
Çerkes Dili ve Yazı Günü arifesinde, Filoloji Doktoru Madina Hakuşheva, anadilin korunmasını ve geliştirilmesini hedefleyen etkili eğitim yöntemleri olup olmadığını ve nedenlerini açıkladı.

*******

“ÇERKES DİLİNİ KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA ÖĞRENMELİYİZ”

– İlk olarak, sınıflandırmalar bağlamında Çerkes dilinin durumu nedir onu konuşalım?

– UNESCO’ya göre, Çerkes dili yok olma tehdidindeki diller arasında. Daha önce bu konuda yazılar kaleme aldım ve o zamandan bu yana durumda bir değişiklik yok. Geçen yıl Mayıs ayında oluşturulan Rusya Halklarının Demokratik Kongresi olmasaydı bugün daha da kötüye gidebilirdi. Kamuya açık bu örgütün temsilcilerinin önemli çabaları ve kapsamlı girişimleri sayesinde, dillerin durumunu en azından şu anki seviyelerde koruyabildik. Bu direnç zayıflarsa, düşüş eğilimi daha belirginleşecektir.

Ancak gidişat öyle ki, mevcut durgunluk bir süre daha devam etse dahi azınlık dillerini kaybedeceğiz; çünkü korunmaları için nesnel şartlar bulunmamaktadır. Tabii ki, her yerde durum aynı değil. Örneğin, Çeçen dilinin konumunun Çerkesçe’den çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak, tüm Kuzey Kafkas dillerinin UNESCO tarafından nesli tükenmekte olan diller olarak etiketlenmesini iyi anlamalıyız. Dil politikası değiştirilmezse, hepsi tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bugün, kamu aktivistlerinin toplumsal faaliyetleri uzmanların yaklaşımlarıyla bağlantılıdır. Uzmanların -dilbilimciler, filologlar- ne yönde hareket edilmesi gerektiğini söylemeleri, belirli önlemleri önermeleri gerektiğini düşünüyorum. Ben kendim bu sorunlarla uğraşıyorum, çünkü bir edebiyat eleştirmeni olarak, dil olmadan ulusal bir edebiyat olmayacağını anlıyorum. Edebi bir dil yoksa, bugün KBC’de Nalçik’teki köyler ve kırsal yerleşim bölgeleri tarafından korunan gündelik bir dil de olmayacaktır. Ancak köylerde eğitim ve çalışma alanı yoktur, bu nedenle gençler bölge merkezlerine ve şehirlerine taşınıyor. Ebeveynler, kasaba halkının ilk neslinin temsilcileriyse, Kabardey ya da Balkarca’daki ataletten söz ediyorlar. Ama onların kent ortamına tam entegre olmuş çocukları, anadilleriyle iletişim kurmaktan çoktan vazgeçmiş durumda.

Ampirik bir gözlem ama dilin korunması problemine dahil olan birçok profesyonelin durumu ile örtüşen genel tablo şöyle:  Hepsi aynı tabloyu izliyorlar. Bu nedenle, gidişatın da her yerde aynı olduğunu söyleyebiliriz.

Dilini kaybetmek çok utanç verici, çok travmatik bir deneyim. Bunun olmasına izin veremeyiz.

– Peki dil politikası ne olmalıdır? Dilin geleceği için korkamayacağımız bir dil ortamı nasıl oluşturulur?

– Bu bakımdan, Kuzey Osetya’da çok iyi bir deneyim var. Profesör Tamerlan Kambolov sayesinde okullarda alternatif bir öğretim yöntemi getirildi. Oraya gittik, durumu inceledik. Bu yöntemin temel özelliği, dilin sentetik şekilde değil, anadillerini kullanarak öğrenmeleridir.

Kabardey-Balkar’da da böyle bir eğitim sistemi vardı. Ebeveynlerimin döneminde, neredeyse tüm dersler kendi ana dillerinde öğretildi. Bunun bizim üzerimize yansıyan avantajı bugünün entelijensiya temsilcilerini üretmiştir. Mesela Kruşçev sonrası nesilden olan babam çok dilliydi.  Kabardey Çerkesçesi ve Rusça eşit derecede iyiydi. Ben ise övünemeyeceğim başka bir öğretim yönteminin kurbanıyım.

Kambolov’a göre, anadilde eğitim dördüncü sınıfa kadar gerçekleştiriliyor. Bu bağlamda Rus dili de değerlendirilmiş. Beşinci sınıftan itibaren, devlet sınavlarında karşılarına çıkmayacak olan dersler Rusça işlenmiyor: Görsel sanatlar, müzik, Ossetia’nın tarihi ve coğrafyası, vb. Bu yaklaşım öğretimde iyi sonuçlar veriyor.

Öncelikle bu deneyimi incelemeli ve sonra kendi gerçeklerimize adapte etmeliyiz. Sonuçta iki etnik gruptan oluşan bir cumhuriyetimiz var. Ancak belirtmeliyiz ki, Kuzey Osetya’da, bu metodolojik çalışmaların çok büyük bir fiziki karşılığı var: Edebiyat ve ders kitapları. Buradaki fon, yalnızca cumhuriyet rezervlerinden geliyor. Ne kadar olduğunu bilmiyorum ama her nasılsa bu tahsisatı almayı başarıyorlar.

Genel olarak, yeterince net ve ikna edici bir program varsa, bir dil politikası başarılı olabilir. Ve en önemlisi, eğer bu program Ossetia’da olduğu gibi bölgesel otoriteler tarafından da desteklenirse. Dillerin neslinin tükenmek üzere olduğu tüm cumhuriyetlerde liderlikler, entelijansiyanın ve halkın temsilcileriyle buluşabilse gerçekten çok mutlu olurdum.

– Gönüllü çalışmaları, son dil yasası, dillerin durumunu nasıl etkiledi?

– Neden böyle davranıldığını anlamıyorum. Bunlar, tüm ulusların birleşmesini, dilsel çeşitliliğin ortadan kalkmasını hedefleyen oyunlardır. Devlet onları korumak yerine, gelişmesine bir şekilde katkıda bulunmak yerine, yarı yıkık kültürleri ve dilleri güçlü yöntemlerle ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu mantığı anlayamıyorum.

– Çerkes diline neden ihtiyacımız var? Başarılı olmak için Rusça, İngilizce bilmek gerekiyor diyenlere ne dersiniz?

– Rus diline olan sevgi tamam. Ama Rusça etnik olarak bir ana dil değil. Çerkesçeye gelince, bu küresel bir dildir. Çerkeslerin yüzde doksanı tarihi anavatanlarının dışında ve dünyanın tüm ülkelerinde yaşıyor. İster doğuda, ister batıda, gittiğiniz her yerde Çerkes dilini bilerek dünya kültürüne katılabilir, kaybolmazsınız. Resmi verilere göre, dünyanın 56 ülkesinde Çerkes diasporası var fakat aslında her ülkede var olduklarını biliyoruz. Tüm dünyada Çerkesler, ülkelerinden uzak kalmış soydaşlarına yardım eden kendi Adige Xase örgütlerini kuruyorlar. Dolayısıyla, kopyalamak istediğimiz klişelerin gerçek bir karşılığı yoktur.

İlk elden biliyorum, örneğin Litvanya’da kimse Litvanyaca çalışmanın anlamsız olduğunu söylemez. Çünkü, dilin sadece benzersiz bir iletişim alanı olmadığını, bunun dünyayı algılamanın özel bir şekli olduğunu biliyorlar. Neden “dünyanın dil resmi”nden bahsediyoruz? Çünkü her şeyi dil yoluyla algılıyoruz. Dil kaybolursa bu eşsiz algı biçimi de kaybolur. Ve belki de dil ile birlikte, kişinin bazı gizli rezervleri de kaybolur. Dili kaybetmek büyük bir suçtur.

_______________

Alıntı:www.khabze.org

741 total views, 4 views today

Yorum Yap