Rusya’da Yerel Dillerde Zorunlu Eğitimi Kaldıran Yasa Teklifi Hakkında Basın Açıklaması Yaptık.

Rusya Federasyonunda geçtiğimiz günlerde gündeme getirilen “Yerel dillerde zorunlu eğitimi kaldırıp isteğe bağlı kılan ve Rusçayı tek eğitim dili haline getiren” yasa tasarısı teklifi hakkında Çerkes Dernekleri Federasyonu tarafından 30 Haziran 2018 Cumartesi günü İstiklal Caddesi, Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yapıldı.

Bahse konu yasa teklifi hakkında Çerkes Dernekleri Federasyonu’nun görüşlerini içeren  basın açıklaması Federasyon Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez tarafından okundu. Kalabalık bir medya çalışanı tarafından takip edilen basın açıklamasına, anadilleri konusunda endişelenen Çerkesler ve Çerkes dostları ile kardeş Kuzey Kafkasyalılar katıldı.

Federasyon Genel Sekreteri Yılma Dönmez, basın bildirisini okuduktan sonra, anavatandaki kardeşlerine Adigece seslenerek, Rusya’da yerel dillerde zorunlu eğitimin kaldırılmasına yönelik hazırlanan kanun teklifini Türkiye Çerkesleri olarak kabul etmediklerini, etmeyeceklerini, bu yasa teklifi geri çekilinceye kadar demokratik mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı. Ayrıca,  anavatan Kuzey Kafkasya’da yaşayan tüm otokton yerli halkların anadillerinin, eğitim başta olmak üzere, tüm resmi kurum ve kuruluşlarda öncelikli resmi dil olarak kullanılması gerektiğini, her dilin kendi doğduğu topraklarda kendi halkı tarafından konuşulmasının ana sütü gibi hak ve helal olduğunu belirterek Rusya Federasyonu yönetiminin seslerini duyacağını ve bu yanlıştan döneceğini ümit ettiklerini söylemiştir.

Basın bildirisinin okunması ve anavatana Adigece yapılan seslenişin ardından kalabalık olaysız bir şekilde dağıldı.

Okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:

ÇERKES-FED BASIN BİLDİRİSİ…

Saygıdeğer basın mensupları, çok kıymetli Çerkesler ve Çerkes Dostları;

“Rusya Federasyonu Eğitim Sisteminde Değişiklik Yapılmasını öngören Kanun Taslağı” 19 Haziran’da Devlet Duması’nda gerçekleştirilen ilk oylamada kabul edildi. Yasa, Rusçayı eğitimde “zorunlu dil”  kılarken, cumhuriyetlerin ulusal dillerini ise “ebeveynlerin isteğine” bağlı hale getiriyor.

Bu taslak öncelikle, Rusya Federasyonu Anayasası’nın, 26/2. Maddesinde vurgulanan, “ana dili ve eğitim dilini seçebilme” hakkına; 68. Maddesinde yer alan, “Rusya Federasyonu halklarının ana dillerini öğrenme ve geliştirme” haklarına;  72/1. Maddesinde yer alan,”milli azınlıkların haklarının korunması…” İfadeleriyle çelişkili olup, anayasaya aykırıdır.

“Rusya Federasyonu”, adı üzerinde üniter değil federal bir devlettir.  R.F. Anayasası’nın 5. Maddesinin 4. Fırkası bunu açık bir şekilde ifade etmektedir. Bir federal devletin kurucusu konumundaki federe cumhuriyetlerin resmi dillerine “başka bir ülkeden göçmen gelmiş halk”a yapılan muamelenin reva görülerek, anadillerinin seçmeli ders olarak okutulması uluslararası sözleşme ve belgelere de tamamen aykırıdır.

Tüm bu bağlayıcı hukuki belgelere rağmen Rusya Federasyonu Duması’na böyle bir teklifin gelmesi, KGB kökenli Vladimir Putin’in 18 yıllık iktidarında gerçekleştirdiği icraatlara şöyle bir göz atıldığında anlaşılabilmektedir.

2000 yılında Rusya Federasyonu’nun başına geçen Vladimir Putin, öncelikle KGB kökenli mesai arkadaşlarını bütün federe yapıların kilit noktalarına yerleştirmiş ve ardından kafasındaki şeytani projeyi yürürlüğe koymuştur.  Hedefi, federe yapıları lağvederek Rusya Federasyonu’nu üniterleştirmek; farklı dil ve kültüre sahip halkları ise Rus dili ve kültürü potasında eritmektir…

Putin, başlangıçta 89 federal birimden oluşan “Rusya Federasyonu”nu sekiz idari bölgeye ayırarak başlarına doğrudan Kremlin’e bağlı valiler atamak suretiyle Cumhuriyetlerin Kremlinle olan ilişkilerini kesmiş,  statülerini fiilen düşürmüştür. Ardından, bu sekiz idari merkeze bağlı alt federal bölgeleri birbirleriyle birleştirmeye başlamış, ilk adımda 89 olan federal bölge sayısı 81’e düşürmüştür.

Sıra etnik cumhuriyetlerin komşu bölgelere birleştirilerek tasfiyesi planı devreye sokulmuş ve ilk deneme 2005 yılında Adıgey Cumhuriyeti üzerinde yapılmıştır. Ancak gelen tepkiler üzerine proje rafa kaldırılarak uygun zamana kadar ertelenmiştir. Ancak, cumhuriyetlerin kazanılmış haklarını budamaya yönelik operasyonlar hız kesmemiştir.

2004 Eylül’ünde Beslan’da meydana gelen kanlı olaylar bahane edilerek ülkedeki seçim ve idare sistemi değiştirilmiş,  tüm federe birimlerin baş yöneticileri federal merkezden  atanmaya başlamıştır. Yerel parlamentolar “noter” durumuna düşürülmüştür.

Aynı şekilde kritik bakanlıklar ile hukuk kadroları, vergi dairesi, merkez bankası şubeleri gibi,… önemli bürokratik atamalar da cumhuriyetlerin inisiyatifinden alınıp, merkezden gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Bilahare, Rusya Federasyonu Anayasası’nda değişiklikler yapılarak, bütün cumhuriyetlerden  “anayasalarını Rusya Federasyonu Anayasası ile uyumlu hâle getirmeleri” istenmiş, “yerel özellikleri koruyucu yasalar” bir bir ilga edilmiştir.

Bir sonraki adımda kimlik cüzdanları ve pasaportlardaki “milliyet” hanesi kaldırılarak herkes “Rus” kökenli gibi görünür hale sokulmuştur. Daha sonra milli özellikleri koruyucu ve geliştirici çalışmalarda bulunan sivil toplum kuruluşları tasfiye edilmiş ve tamamı devlet kontrolüne alınmıştır. Yine Federasyon Anayasası’na uyumsuzluk gerekçesiyle, Federe cumhuriyetlerde devlet başkanı olacaklara yerel dili bilme zorunluluğu getiren yerel yasalar iptal ettirtilmiştir.

Bilahare, federe cumhuriyetlerin kendi sınırlarını kontrol yetkisi de bir takım gerekçeler uydurularak cumhuriyetlerin elinden alınmaya başlamıştır. Cumhuriyetlerdeki Telecom, Gümrük, Enerji gibi kamu kurumları ülke içerisinde herhangi bir birime değil, Federal Bölge İdareleri’ne bağlanmıştır. 2010 yılında yeni bir adım daha atılarak cumhuriyetlerin en üst yöneticilerinin “başkan” olan ünvanı değiştirilerek, yerine daha alt statüde “baş” unvanı ikame edilmiştir. Böylece, cumhuriyetlerin “devlet alâmeti” arz eden özellikleri yavaş yavaş yok edilmiştir.

Bu ve benzer saldırılar hız kesmeksizin devam etmiştir.  En son olarak, etnik cumhuriyetlerde 4. sınıfa kadar haftada 2 ila 3 saat okutulan anadil dersleri “isteğe bağlı” hale getirilmek istenmekte, etnik yapılar ölümden bir önceki durakta toplanmak istenmektedir.

Bu operasyonların emrini veren bizzat Vladimir Putin’dir. Bunu 26 Mayıs 2016 tarihinde Rus Edebiyatı Topluluğu Kongresi’nde sarf ettiği, “Rus dilinin Rusya gibi çok çeşitli, çok uluslu güzel bir ülkede etnikler arası iletişimin dili olarak üstlendiği işlev, tek bir Rus ulusu yaratmaktır.” ve ardından 20 Temmuz 2017’de Mari El Cumhuriyeti’nin başşehri Yoshkar Ola’da yapılan Etnik İlişkiler Konseyi Toplantısında söylediği, “… bizim için devlet dili ve etnik iletişimin dili olan Rusça herhangi bir şeyle değiştirilemez. O tüm çok uluslu ülkemizin doğal ruhsal çerçevesidir.  Herkes bunu bilmeli. Rusya halklarının dilleri de, Rusya halklarının orijinal kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Anayasa garantisinde olan bu dilleri öğrenmek gönüllü kullanılan bir haktır. Bir kişiyi kendisine ait olmayan bir dil öğrenmek için zorlamak ise Rusça öğretmenin seviyesini ve süresini azaltmak gibi kabul edilemezdir.  Buna özellikle Rusya Federasyonu bölge başlarının dikkatini çekmek istiyorumsözleriyle ültimatomunu vererek  anadilleri fonksiyonsuz kılacak düzenlemeler için düğmeye basmıştır.

28 Ağustos 2017 tarihinde Putin, Rusya Genel Savcısı Chayka Yuri’ye  talimat vererek anadiline bilinçli bir şekilde sahip çıkan Tataristan, Çuvaşya, Başkurdistan başta olmak üzere etnik cumhuriyetler baskı altına alınmış; Rus ebeveynlerin şikayetleri toplanarak “Anadili Rusça olan vatandaşlara zorla cumhuriyetlerin ulusal dilleri öğretiliyor” gerekçesiyle cezalar kesilmiş; eğitim yasasında radikal bir değişiklik için atılacak adımın bütün gerekçeleri oluşturulmuştur.

Planın daha sonraki parçası olarak milletvekillerinden bir grup harekete geçmiş ve hazırladıkları Yasa Tasarısını 11 Nisan 2018’de Devlet Duma Eğitim ve Bilim Komitesine sunmuşlardır.  “Rusya Federasyonu Eğitiminde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı” 19 Haziran 2018’de Devlet Duması’na gelmiş ve planlandığı gibi yapılan ilk oylamada da kabul edilmiştir. Şimdi Duma’da iki kez daha ve sonrasında bir kez de Federasyon Konseyi oturumunda oylanacaktır. Bu süreçlerin tamamlanmasının ardından Devlet Başkanı’nın imzalamasıyla yürürlüğe girecektir.

Bütün bu parçaları birleştiğimizde Putin’in 2000 yılından buyana yürüttüğü projenin “yeni bir Rus ulusu oluşturma” projesi olduğunu; bunun da son aşamaya geldiğini söylemek mümkündür. Son 18 senede yapılan operasyonlarla cumhuriyetler, kendilerine “devlet” vasfı kazandıran bütün ünvan, kurum ve yetkilerden yavaş yavaş arındırıp işlevsizleştirilmiştir.

Atılacak son adım da ise mevcut cumhuriyetlerin kağıt üzerindeki “egemenliklerini” ortadan kaldırmak olacak; ardından da ilk fırsatta Rus nüfusun yoğun olduğu komşu bölgelere kaynaştırılarak cumhuriyet yönetimleri birer birer tasfiye edilecektir.

 Evet, Kremlin’in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, sağ kalanları da “Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir.”

Bu sebeple, Öncelikle anadillerin zaten berbat olan durumunu daha da kötüleştirecek olan bu tasarının yasalaşma sürecinin tamamen durdurulmasını,

Yapılacak düzenlemelerle anadilin müfredatta fonksiyonel bir şekilde yer almasının sağlanmasını, ulusal dillerin Rusçanın hegomonyasından kurtarılarak devlet organlarında da aktif olarak kullanımının sağlanıp, prestijinin yükseltilmesini talep ediyoruz.

ÇERKES DERNEKLERİ FEDERASYONU

2,266 total views, 2 views today

Yorum Yap