RUSYA’DA MİLLİ DİLLER TEHLİKEDE!

ROZA KURBAN

Rusya’da Rus olmayan milletlerin hiçbir hakkı yoktur. Milli dillerin tehlike altında olduğu artık bilinen bir gerçektir. Rusların, Rus olmayan milletleri yok etme amacı devlet siyaseti durumuna getirilmiş olup, yüzyıllardır uygulanmaktadır. 1552 yılında Korkunç İvan’ın Kazan Hanlığını işgali ile başlayan bu süreç, başlangıçta kılıçtan geçirme, sonrası Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırma, dil keserek insanları “dilsizleştirme” şeklinde devam etmiştir. 1990’lı yıllardaki değişimler sonrası Rus olmayan milletler bir nebze de olsa rahat bir nefes almış, dil ile ilgili farklı girişimlerde bulunmuştur. Ancak bu değişime hazırlıksız yakalanan milletler yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş, 2000 yılında Putin’in iktidara gelmesi ile birlikte dil ile ilgili tüm girişimler önce askıya alınmış daha sonra yasaklanarak tamamen ortadan kaldırılmıştır. Putin, Korkunç İvan ile başlayan Rus olmayan milletleri yok etme siyasetini ve Deli Petro’nun vasiyetini yerine getirmek için elinden geleni yapmaktadır. Son olarak, 20 Temmuz 2017 tarihinde Yoşkar-Ola şehrinde gerçekleşen Uluslararası İlişkiler Şura’sında Putin “Rus dili dışındaki başka dilleri zorunlu okutmak – yaramaz bir durumdur” şeklinde bir konuşma yapmıştır. O günden sonra Rus olmayan milletler için Ana Dili Eğitimi konusu gündemin ilk maddesi olmuştur. Putin’in konuşmasından sonra okullara talimat gönderilmiş, dil konusu velilerin takdirine bırakılmıştır.

Günümüzde Rusya’da 174 dilde konuşan millet vardır. Rusya’da Ruslardan sonra nüfusu en fazla olan millet Kazan Tatarlarıdır. Dil konusunu Kazan Tatarları açısından bakacak olursak, millet kendi çapında mücadelesini verirken, Tataristan Devlet Şurası Rusların bir dediğini iki etmemekte, ağzından çıkan sözü hemen uygulamakta, bazen ise Ruslardan önce dili yok etme girişiminde bulunmaktadır. Putin’in 20 Temmuz 2017’deki konuşmasından sonra Tatar Dili ders saatleri azaltılmış. Konuyla ilgili Tataristan Devlet Şura’sı Başkan Yardımcı Rimma Ratnikova, “Bu bizim tavizimiz, biz bugün geri adım atıyoruz, belki bunun böyle olması gereklidir” şeklinde bir açıklama yapmıştır. 26 Ekim 2017 tarihinde gerçekleşen Tataristan Devlet Şurası’nın 33. oturumunda dil konusu gündeme alınmamış. Oturumda, Tataristan Cumhurbaşkanı “dil konusunun siyasallaştırılmaması gerektiğini” söylemiştir. Böylelikle 2017–2018 eğitim yılı Tatar Dili ders saatlerinin azalması ve önümüzdeki eğitim yılında ne olacak soruları ile geçti.

Dünyanın gözü kulağı Dünya Futbol Şampiyonasındayken, 19 Haziran 2018 tarihinde Rusya Duma’sında “eğitim” konusunda değişiklik yapma ile ilgili yasa tasarısı gündeme alınmıştır. Yasa teklifini sunan milletvekillerinden birisi olan Alena Arşinova yaptığı konuşmada, bölgelerden şikâyetler geldiğini, bazı bölgelerde Rusya Devlet Dili’ne (Rus Dili –R.K) zarar verildiğini (!), zira söz konusu milli cumhuriyetlerde milli dillerin Rus Dili’nden daha fazla okutulduğunu söylemiştir. Konuşmasında milli dillerin daha fazla okutulması, velilerin fikirlerinin dikkate alınmaması, lisanssız ders kitaplarının kullanılması gibi ihlallerden söz eden Arşinova, ihlallerin Tataristan ve Başkurdistan’da yaşandığının altını çizmiştir.

Tataristan’dan seçilen milletvekili İldar Gıylmetdinov da konuyla ilgili söz almış ve şöyle demiştir: “Putin, seçme hakkı olmalı, dedi, ancak o diller milli eğitim sisteminden çıkartılsın demedi. Bunu kanunla yasalaştırmak gerekiyordu, onun için yasa teklifi verildi. Söz konusu yasa tasarısını kabul etmekten başka yolumuz yoktur”. Konuşmalardan sonra oylama yapılmış ve milli dillerin “isteğe bağlı” olmasını öngören kanun tasarısı ilk oturumda kabul edilmiştir. Milli dillerin yok edilmesine yönelik kanun tasarısı yürürlüğe girdiğinde Rus Dili “ana dili” olarak kabul edilecektir. 450 milletvekilinin 377’si oturuma katılmış; milletvekillerinin 373’ü kabul, 3’ü ret, 1’i çekimser oy kullanmıştır. Tataristan’dan seçilen 16 milletvekilinin 11 kabul, 1’i çekimser oy kullanırken, 4 milletvekili oturuma katılmamıştır. Tataristan’dan seçilen milletvekillerinin 15’i Birlik Rusya Partisi, 1’i Rusya Federasyonu Komünist Parti üyesi olduğunu belirtmek gerekir.

3 ret oyu kullanan milletvekilleri ise şunlardır:

  1. Rizvan Korbanov (Akyar, Kaliningrad, Kırım, Dağıstan);
  2. Valentin Şurçakov (Mordoviya, Çuvaş, Mari İli);
  3. Rifat Şeyhetdinov (Başkurdistan);

Söz konusu yasa tasarısını kabulü milli dillerin ölüm fermanının imzalanması anlamına gelmektedir. Yaşananlar karşısında, Tataristan, Başkurdistan, Kabarda-Balkar, Yakut Cumhuriyeti olmak üzere Rusya’daki 4 milli cumhuriyet aktivistleri milli dillerin “isteğe bağlı” hale getirilmesine karşı 20 bin üzerinde imza toplamış, imzalar Rusya Duma’sına ve Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmiştir. Tataristan Devlet Şura’sı da kanuna karşı çıkmış, Rusya Duma’sı ve Cumhuriyet Parlamentolarına müracaat yollamıştır.

2018-2019 EĞİTİM YILI DERS PROGRAMI

Eğitim konusunda değişiklik yapma ile ilgili kanun tasarısı ilk oturumda kabulünden aldıkları cesaretten olsa gerek, Rusya hiç zaman kaybetmeden 26 Haziran 2018 tarihinde Rusya Eğitim Bakanlığının “ana dili” eğitimi ile ilgili önerilerini bölgelere yollamıştır. 2018–2019 eğitim yılı ders programına göre dil-edebiyata ayrılan ders saatleri şöyledir:

1.-4. sınıflarda ana dili 1 saat, edebiyat 1 saat olmak üzere toplam 2 saat, Rus Dili 4 saat, Rus Edebiyatı 5 saat olmak üzere toplam 9 saat, 2.sınıftan itibaren yabancı dil dersi 2 saattir.

5.-9. sınıflarda ana dili 1 saat, edebiyat 1 saat olmak üzere toplam 2 saat, Rus Dili 4 saat, Rus Edebiyatı 2 saat olmak üzere toplam 6 saat, yabancı dil 3 saat, 6.sınıftan itibaren ikinci yabancı dil 1 saattir.

2018–2019 eğitim yılı ders programı ile ilgili öneri ve teklifler 2 Temmuz 2018’e kadar bildirilmesi gerekmektedir. Ders programındaki dil dersleri incelendiğinde ana dili eğitimine bu kadar az zaman ayrılması kabul edilebilir bir şey değildir. Daha önceleri “dil konusunu siyasallaştırmayalım” diyen Tataristan Cumhurbaşkanı ve dil konusuna kayıtsız kalan Tataristan Devlet Şura’sı milletvekilleri bakalım bu sefer ne diyecekler? Rusların dayattığı yasayı ve eğitim programını olduğu gibi kabul edecekler mi, yoksa karşılık verecekler mi? Yasanın ve söz konusu ders programının kabulü, milli dillerin yok olması anlamına gelecektir. Dilin yok olması, bir milletin, akabinde bir kültürün, bir edebiyatın, bir tarihin, geleneklerin yok olması demektir. Tek kelime ile ifade etmek gerekirse bir felakettir. Tatar dilini bu felakete sürükleyen süreç adım adım gerçekleşmiştir. 2000’lı yıllarda başlayan önce Latin alfabesine geçişi yasaklama, Tatar Okullarının kapatılması, üniversite sınavlarının Rusça yapılması, ders saatlerinin azaltılması, en son haftada 2 saate kalması gibi kanunla yasalaştırılan kararlardan ibarettir. Geri adım ata ata, taviz vererek bugünlere geldik. Artık geri adım atacak yerimiz kalmadı, arkamızda uçurum var. Uçuruma yuvarlanırsak geri dönüşümüz olmayacaktır. Tüm bu yapılanlar Rusların Rus olmayanları mankurtlaştırma yoluyla Ruslaştırma siyasetidir. Dili koruyarak millet olarak bugünlere gelen Kazan Tatarları bu dayatma karşısında susmamalı, sesini yükseltmelidir. En temel hak olan ana dili eğitimi hakkından mahrum bırakılmak – ulusal kimlikten uzaklaşmak, içinde bulunduğu topluma yabancılaşmak, yani mankurtlaşmak anlamına gelmektedir. Ana dilini bilmeyen bir çocuk başka dilleri öğrenmekte de zorlandığı eğitimciler tarafından bilinmektedir. Onun için ana dili eğitimi sadece bir şart değil, haktır. Ünlü Kazan Tatar bilgini Kayyum Nasiri (1825–1902) “Birisi yabancı bir dili öğrenmişse, öncelikle kendi ana dilini iyi bilsin” demiştir. Ana diline sahip çıkmak milletin her bireyinin bir görevidir. Dilimiz üzerinde oynanan oyunlara izin vermeyelim, yoksa tarih bizi affetmez…

Kaynakça:

  1. Kurban, Roza, Öksüz-Yetim Tatar Dili, Önce Vatan Gazetesi, İstanbul, 29.04.16 sayısı, s: 6.
  2. Kurban, Roza, Öksüz-Yetim Tatar Dili, Önce Vatan Gazetesi, İstanbul, 30.04.16 sayısı, s: 6.

Kurban, Roza, Dil Yarası, Önce Vatan Gazetesi, İstanbul, 16.11.17 sayısı, s:11.

2,008 total views, 1 views today

Yorum Yap