Soykırım Belgeleri-1 General Geyman; “Soğuyuncaya Kadar Demiri Dövmeye Devam Et.”

General Geyman’ın Çar II.Aleksandr’a gönderdiği mektup;

“1864 Yılının 25 Mart günü öğle vaktinde tek bir kurşun sıkmadan Navanginskiy kalesini, şimdi Soçi’yi aldık. Çerkeslerin son yuvalarını tahrip ettik. Bu gün itibariyle durum böyle olmakla birlikte yarın değişebileceğini de dikkate almak gerekir. İçinde bulunduğumuz durumu şu atasözüyle pekiştirelim. SOĞUYUNCAYA KADAR DEMİRİ DÖVMEYE DEVAM ET. Çerkesler şimdi Türkiye’ye gitmeye hazır olmakla birlikte, onları deniz ötesine taşıyacak olan gemilerin sayısı çok az. Deniz ötesine taşınacak insanlar deniz kıyısında bekliyor. Pek büyük olmayan küçük gemiler sıkça gidip geliyor. Ṫ`upse’yede daha büyük gemiler yanaşıyor ama onların sayısı da Türkiye’ye gidecek olanların sayısına göre çok yetersiz. Bir ay kadar sonra ağaçlar tomurcuklanacak. Hala deniz ötesine götürülmemiş Çerkesler dağlara, ormanlara dağılacaklar. Öyle olunca da yine insan zayiatı vererek Çerkesleri tekrar oradan söküp çıkartmak durumda kalacağız. Kanaatime göre hemen şimdi Türkiye’ye taşıma konusu üzerinde ciddiyetle durmalıyız. Çerkesleri deniz ötesine taşıyacak olan gemilerin sayısını hızla arttırmamız gerekiyor. Bu iş her şeyden öne almamız gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Aksi halde şimdiye kadar yaptıklarımız boşa gidecektir. ARTIK ARASANIZ BİLE İNSANLARIN YAŞADIĞI TEK BİR ÇERKES KÖYÜ BULAMAZSSINIZ! Ama büyük dağlarda ve ormanlarda hala saklanan Çerkesler var. Onların peşine avcı grupları salarak her yaya yolunu ve patikayı tarayarak ÇERKES TOPRAĞINI tekrar temizlemek gerekir.”

GENERAL YEVDOKİMOV, RUS SAVUNMA BAKANLIĞINA;

“Kuban Ovasında ele geçirdiğimiz topraklarda şimdilik 42 köy ve 3 mezra kurduk. Buralara Rusya’nın çeşitli bölgelerinden getirdiğimiz 4373 aileyi yerleştirdik. 1864 yılında buralara gelip yerleşenlerin durumu başka yıllarda gelenlere göre çok daha iyidir. Şubat-Mart aylarında, şimdi köylerimizin (stanitse) işgal ettiği yerlerdeki Çerkesleri sürerken, onların oturduğu evlere, ektikleri tarlalara askerlerimiz zarar vermedi. Dolayısıyla buraya göç edenlerin hazır oturacakları evleri var. Sonra yeniden yapmak isterlerse ev yapmaya yarayacak yeterli malzeme de var. Hasadı yapılacak, hazır ekilmiş tarlaları da öyle. Buraya göç ettirdiklerimiz, imkândan yararlandılar. Şu sıralarda kazaklardan birçoğunun hasat ettiği ekin, kış boyunca yeter de artar bile. Gelecek yıla yetecek tohumluk bile kalır.”

“1861 yılından itibaren Kuban ovasında yaşayan halklar gruplar halinde aralıksız olarak Türkiye’ye göç ediyor. Onların yaşadıkları yerlerde kurduğumuz stanitsalar sayesinde yerliler topraklarında yaşayamaz oldular. Bunun üzerine onları kısa süre içinde Türkiye’ye göç etmeleri için SIKIŞTIRDIK. Bu sorunu çözmek için önce Besleneylerden bize daha çok zarar verebilecek olan, sınırlarımızı ihlal edenlere sürekli olarak önderlik eden, arka çıkan, her zaman etkili yöneticiler çıkaran Adige boylarından başladık. Onlarla barış antlaşması yapmamız mümkün olmadığından, ansızın ordularımızla çevrelerini kuşattık. Böylece Türkiye’ye SÜRDÜK.”

300 yılı aşkın bir süre devam eden ve son 101 yılı çok kanlı ve şiddetli savaşlara sahne olan insanlık tarihinin en uzun ve en çetin savaşı olan Kafkas-Rus savanın sona erdiği 1864 yılının bahar aylarında Rus Çarının Kafkasya Naibi Mihail Romanov’un (Mihail Nikolayeviç Romanov) Sankt-Petersburg’a şöyle bir mektup göndermişti;

“Labe Irmağının kuzey batısından başlayarak Kuban Irmağı ve Ṫ`upse arasında kalan topraklarda yaşayan düşmanları (Çerkesleri) tümüyle temizledik.

Bu mektubun altına Çar II.Aleksandır kendi el yazısı ile şöyle yazdı.

“Şükür, tanrıya şükürler olsun.”

Alıntı : Meşbaşe Yishak “SÜRÜLENLER”

2,961 total views, 1 views today

Yorum Yap