Çerkes Dünyasının Yükselen Değeri İsrail Kfar Kama ve Reyhaniye Çerkesleri-1

Kfar Kama Xase Başkanı Sayın Zakaria Napso’nun “14 Mart Adige Dili ve Yazım Günü” anma etkinlikleri kapsamında daveti üzerine Adige Dil Derneği (ADDER) ve Çerkes Dernekleri Federasyonu (Çerkes-Fed) yöneticileri olarak 12 Mart 2017 tarihinde Kfar-Kama’ya gittik. Bu nazik davete; Adige Dil Derneği Başkanı Ali İhsan Tarı, Çerkes-Fed Genel Başkanı Nusret Baş, Çerkes-Fed Genel Sekreteri ve ADDER Yönetim Kurulu Üyesi Yılmaz Dönmez,  Adigey Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Murat Kukan ve ADDER Üyesi Tahir Tarı’dan oluşan beş kişilik bir heyet ile katılım sağladık. Ziyaretimiz bir hafta planlanmasına rağmen Ürdün’de yaşayan kardeşlerimizi de hazır Kfar-Kama’ya kadar gelmişken ziyaret etmek istedik ve Kfar Kama ziyaretimizi 12-16 Mart 2017 tarihleri arasında dört gün ile sınırlamak zorunda kaldık.

Kfar-Kama ziyaretimiz esnasında gördüklerimizi, yaşadıklarımızı ve öğrendiklerimizi siz değerli okurlarımız ile özet bir şekilde paylaşmak istiyorum.

Zamanın en büyük emperyal güçlerinden birisi olan, gerek insan sayısı ve gerekse modern silah ve teçhizatlarla donatılmış Çarlık Rusya’sının orantısız gücü karşısında tarihin şahit olduğu en uzun özgürlük mücadelesini veren Çerkesler, büyük bir soykırım sonrasında 1864 yılında tarihi ana vatanlarından sürgün edildiler. Böylesine büyük bir trajik geçmişe sahip Çerkeslerin bir kısmı Osmanlı İmparatorluğunun hudut bölgelerine yerleştirildi. Balkanlar, Küçük Asya ve Orta Doğu’da Osmanlı’nın ileri karakolları oldular (Şimdiki Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak, Filistin ve İsrail’de). Alışık olmadıkları iklim ve coğrafyada hayatlarını idame ettirmek zorunda kalan Çerkesler için buradaki yaşam koşulları ilk geldiklerinde oldukça ağırdı; birçok Çerkes hastalıktan ve açlıktan öldü. Bu şartlar altında bölgeye kurulan köylerden biri Raba (Keysariya yakınındaki) dağıldı. Geriye iki köy kaldı. Bugün yaklaşık 3.200 Çerkesin yaşadığı Kfar-Kama (Şapsığ) ve bundan daha küçük olan 1300 nüfusa sahip Reyhaniye (Abzax) İsrail sınırları içerisinde kaldı. Bu köylerin sakinlerinin büyük bir bölümü 1878’de Balkanlardan ikinci kez göç ettirilenlerdir. İsrail‘in kuzeyinde yer alan bu iki köyden Kfar-Kama Yahudi yerleşim birimleriyle daha iç içe iken Reyhaniye Arap yerleşim alanlarına daha yakındır. 1920’de Büyük Britanya yeni bir Arap devleti olan Ürdün’ü kurunca, Çerkeslerin bir kısmı Emir’in hâkimiyeti altına girdi. Halil’deki bu iki köy ise mandayla yönetilen Filistin topraklarında kalmış oldu. Daha sonra 1948’de İsrail’e dâhil oldular. İsrail Çerkesleri, bağlarının 1948’de koptuğu Ürdün’deki akrabalarıyla serbestçe iletişim kurma imkânını yaklaşık 10 yıl önce kazanmışlar; Suriye’deki soydaşlarıyla bağları ise 15 Mart 2011 tarihinde Suriye’de meydana gelen iç savaş nedeniyle neredeyse yok denecek bir düzeye inmiş.

Günümüz Kfar-Kama ve Reyhaniye Çerkesleri İsrail’deki diğer vatandaşlarla eşit haklara sahipler. Eşit vatandaşlıktan öte İsrail devleti, sınırları içerisindeki Çerkeslere, gerek sadakatleri,  gerekse üstün nitelik, beceri ve sosyal yapılarından dolayı diğer etnik gruplara oranla bariz imtiyazlar tanımış durumdadır. Ana vatanımız dâhil olmak üzere bugün dünyanın 45 ülkesine dağıtılmış durumda olan Çerkesler içerisinde kimliğini, anadilini ve kültürünü koruma, yaşama ve yaşatma konusunda en fazla devlet desteği gören kardeşlerimizdir. İsrail Çerkesleri kültürel özgünlüklerini korudukları, yüksek yaşam düzeyine sahip demokratik bir ülkenin vatandaşları oldukları için memnunlar. İnançlarını özgürce yaşıyorlar, seçimlere katılıyorlar, vergi ödüyorlar, orduda hizmet ediyorlar, eğitim ve sağlık hizmetleri başta olmak üzere devletin her türlü imkânlarından ziyadesiyle faydalanıyorlar. İsrail Çerkesleri gerek Yahudilerle ve gerekse Araplarla hiçbir sorun yaşamadan köylerinde barış ve huzur içinde yaşıyorlar. Komşu halkların düğün, spor aktiviteleri, bayram vb. gibi özel günlerine katılıyor, onların sevinç ve acılarını paylaşıyorlar. Yaşadıkları coğrafyanın ekolojik yapısının korunması konusunda büyük bir çaba sarf ediyorlar.

Kfar-Kama ve Reyhaniye’de yaşayan kardeşlerimiz başta ordu, polis teşkilatları, eğitim, finans olmak üzere devlet sektörlerinde (Orduda ve iç güvenlik teşkilatında görev alabilmeleri sebebiyle bu mesleklere yönelenler oldukça fazladır.) çalışıyorlar. Aralarında uluslararası boyutta ticaretle uğraşanlar ve küçük esnaflık (restoran, market işletmeciliği vb. gibi) yapanlar da mevcut. Ayrıca çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıp geçimini sağlayanlar azımsanmayacak seviyededir.

İsrail’deki bu küçük Çerkes topluluğu yaşadıkları ülkenin toplumsal yaşamıyla bütünleşirken, ulusal kimlik, anadil ve kültürlerini korumakta da hepimizden çok daha başarılı olmuş durumda. Yahudilerden farklı bir dine mensup oldukları halde İsrail devletinin hiçbir baskısı ve kısıtlaması olmaksızın dini vecibelerini eksiksiz yerine getiriyor ve iyi bir Müslüman olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Özetlemek gerekirse İsrail Çerkesleri yüksek bir hayat standardına sahip demokratik bir ülkenin vatandaşları oldukları, barış ve huzur içinde yaşadıkları için mutlular. Aynı şekilde İsrail devleti de, yüksek bir sadakate sahip, aidiyet duygusu yüksek, binlerce yıllık zengin bir dil ve kültür olan, ülkenin kültürel zenginliğine katkı sağlayan, gayet sosyal ve demokratik yapıları ile bölge insanı ile uyumlu, çalışkan, üreten küçük bir Çerkes topluluğuna sahip olduğu için memnun görünüyor.

Kfar Kama 3200 nüfusa sahip tamamı Çerkes (Şhapsığ) olan, bizim tabirimizle ilçe statüsünde bir yerleşim yeri. Yerel ve resmi yöneticiliğini belediye başkanı ve aynı zamanda kaymakamı konumunda olan Xase (İlçe) Thamadesi (Başkanı) Napso sülalesine mensup Zakaria yapıyor. Seçimler her 5 yılda bir tekrarlanıyor. Kfar Kama halkı kendi yöneticisini kendisi seçme özgürlüğüne sahip. Zekeria Napso’da 3 yıldır Kafar Kama’da Başkanlık yapıyor. Başkan direkt İsrail parlementosunda yerel yönetimlerden sorumlu bakanlığa bağlı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Başkan sürekli parlemento toplantılarına katılıyor ve yönetimindeki bölgenin sorun ve ihtiyaçlarını dile getiriyor, bölgesi için bütçeler hazırlıyor.

Kfar Kama sokaklarında gezdiğinizde kendinizi, Norveç veya İsveç gibi dünyanın yaşam kalitesi en yüksek ülkelerindeymiş gibi hissediyorsunuz. Şehir mükemmel bir şekilde planlanmış. Caddeler ve yollar çok geniş. Her taraf pırıl pırıl, tertemiz. Şehirdeki evlerin tamamı dubleks veya tripleks. Her evin geniş bir bahçesi ve araba park yeri mevcut. Her evin kapısında en az son model iki özel araç var. Kfar Kama’daki kardeşlerimiz bahçe ve çevre düzenlemesi konusunda son derece hassas, bahçelerini rengârenk çiçek ve meyve ağaçları ile süslemişler. Ana vatanımız kadar olmasa da ilçenin her tarafına yeşillikler hâkim. Her yıl İsrail hükumetinin düzenlemiş olduğu yarışmalarda çevre düzenleme konusunda birinci oluyor ve tüm ülkeye bu küçük Çerkes topluluğunun yaşadığı kasaba nizam, intizam ve temizlik yönünden örnek gösteriliyor. Kasabanın içinde birbirinden güzel parklar, çay bahçeleri ve bir birinden leziz tatlar sunan restoranlar mevcut. İlçedeki sosyal yaşamı zenginleştirmek için Başkan Zakaria Napso çok özel çaba sarf ediyor.

Büyük bir tiyatro binasının inşasına başlanmış durumda. Yine ilçede materyal yönünden biraz eksiklikleri olmasına rağmen eski bir taş bina içerisinde Başkanın özel teşviki ile Zuhar Thawko kardeşimizin çabaları ile bir Adige Müzesi kurulmuş durumda. Müzeyi sadece Adigler değil bölgede bulunan Yahudiler’de çok ziyaret ediyor. Bu müzede sergilenen Adige objelerin büyük bir kısmı Türkiye’den götürülmüş durumda. Müzeyi gezerken özellikle Tokat Erbaa ilçesinden tanıdık birçok hemşerimizin müzeye çok sayıda materyal bağışladığını ve bu materyallerin altında bağışta bulunan soydaşlarımızın sülale isimleri ile kimliklerinin yazılmış olması bir Erbaalı olarak beni ayrıca mutlu etti. Tüm Türkiye’de bulunan soydaşlarımıza ellerinde bulunan tarihi Çerkes objelerini bu müzeye bağışlamaları konusunda çağrıda bulunmak istiyorum. Bağışta bulunduğunuz her objenin altına sülale isminiz ile kimliğiniz yazılarak isminiz ölümsüzleştiriliyor. Turistik gezi için gidecek olanların beş yıldızlı bir oteli aratmayacak nitelikte çok nezih ve temiz bir ortamda kalabilecekleri iki adet özel pansiyon mevcut. Ancak bu iki pansiyon yatak kapasitesi yönünden kalabalık gruplar için yeterli görülmüyor. Özellikle son yıllarda Çerkes dünyası için çok bilinmeye başlanan ve Çerkeslerin sık ziyaret etmeye başladığı bu güzide ilçede pansiyon veya otel işletmeciliği yapacak olanlar isabetli bir yatırım yapmış olacaklardır.

Özetle, Kfar-Kama’da yaşayan şhapsığlar ana vatanlardan binlerce kilometre uzaklarda, yabancı yıldızların, yabancı bir gök kubbenin altında kendilerine küçük bir cennet yaratmışlar. Kimlikleri, anadilleri ve kültürleriyle refah ve huzur içinde yaşıyorlar. Bizlerde bugünkü durumlarından hiçbir şey eksilmeden, her geçen gün mutluluk ve huzurlarının artarak devam etmesi için dua ediyoruz.

Tabi ki bir ilçede bu kadar güzelliklerin bir arada olmasının arka planında mutlaka özel bir sebep vardır. Tam bu noktada Kfar Kama Başkanı Zakaria Napso’nun özel gayret ve çabaları ile kişisel yetenek ve meziyetlerinden söz etmemek haksızlık olur. Kfar Kama Xase Başkanı Zakaria Napso’yu anlatabilmek için sayfalarca yazı yazmak mümkün. Onu sizlere tanıtabilmek için kurabileceğim cümlelerin eksik kalacağının bilincindeyim. O, anadilini mükemmel bir şekilde konuşan, Çerkes kültürü ile yoğrulmuş, dünyevi haz ve kişisel ihtiraslarından arınmış halkı ve kültürü için tek başına bir ordu gibi çalışan yürekli bir Çerkes, çocukları ve eşi için mükemmel bir aile reisi, Kfar Kama halkı ve tüm Çerkesler için büyük bir şans, başarılı, ileri görüşlü ve çalışkan bir başkan. Özellikle son yıllarda Çerkes dünyasında Kfar Kama Çerkeslerinin bilinir olmasında çok büyük katkısı var. Dünyanın neresinde olursa Çerkes ulusal sorunları ile ilgili her nerede bir toplantı, seminer, sempozyum, festival vb. etkinlik var ise onu saygıdeğer eşi ile birlikte en ön saflarda görürsünüz. Ben şahsen buna defalarca şahit oldum. Çerkes ulusal meselesini, mevcut Çerkes yapılanmalarını, mevcut sivil toplum örgütlerimizin tamamını çok yakından takip ediyor ve hepsinin çalışma alanlarını, yaptıklarını, yapacaklarını, düşünce tarzlarını çok iyi biliyor. Kfar Kama’da icra edilen tüm etkinliklere değişik şahıs ve kurum/kuruluş temsilcilerini davet ederek hem bölgenin tanıtılmasına, hem de Çerkeslerin kaynaşmasına vesile oluyor. Aynı zamanda da Kfar Kama Çerkeslerine tüm kurum/kuruluşların kendilerini tanıtma şansı yaratıyor. Çerkes Dernekleri Federasyonu ve Adige Dil Derneği temsilcileri olarak bizler de kuruluş amaçlarımızı, prensiplerimizi, ilkelerimizi, faaliyet alanlarımızı, bugüne kadar yaptığımız çalışmalarımızı ve düşüncelerimizi bu ziyaret ile Kfar Kama ve Reyhaniye’de yaşayan kardeşlerimize çok rahat bir şekilde anlatabilme imkânımız oldu. Bu konuya daha sonraki yazılarda daha detaylı değineceğimden Zakaria Napso’nun icraatlarına dönmek istiyorum.

Değerli başkan, İsrail hükumetinden ilçeye gönderilen ödeneğin hatırı sayılır bir bölümünü tamamen Çerkes kültürünün yaşaması ve yaşatılması için tahsis ediyor. Müzler kuruyor, tiyatro salonları inşa ediyor, bütün sokaklara Çerkesçe isimlerin verilmesi ve tabelaların dikilmesi onun dönemimde gerçekleşmiş. Kimlik bilincinin oluşması noktasında anadil ve kültür eğitimlerine çok önem veriyor. Kfar Kama’da daha önce bu makama gelerek hizmet etmiş diğer yöneticilerin de mutlaka bu güzide ilçenin her yönü ile bugünlere gelmesinde çok katkıları olmuştur. Ancak bizim orada yapmış olduğumuz mülakatlar ile gördüklerimize dayanarak söylemem gerekirse özellikle Zakaria Napso’nun Başkan olması ile birlikte Kfar Kama’nın her alanda adeta küllerinden yeniden doğduğunu söylemiş olursak abartmış olmayız. Anavatandaki yöneticilerimize; halkına, kimliğine, kültürüne, anadiline hizmet ve Çerkes kültürünün yaşatılması noktasında bu yürekli yöneticinin cesaretini ve çalışmalarını örnek almalarını tavsiye etmeden geçemeyeceğim. Muhatap olduğumuz tüm Kfar Kama’lı soydaşlarımız ittifakla başkanlarından övgüyle söz ediyor, onu yere göğe sığdıramıyorlar. Yıllardır Çerkes toplumu içerinde bulunmuş birisi olarak bizim toplumumuzun ne kadar zor bir toplum olduğunu ve bizim insanımızı memnun etmenin ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu çok iyi bilirim. Sayın Başkanın bu sorunu çok rahat hallettiğine Kfar Kama’da şahit oldum. Bu konuda kendisinden özel bir ders almamız gerektiğine yürekten inanıyorum. Kfar Kama’da yaşayan kardeşlerimiz de ona hak ettiği sevgiyi ve saygıyı gösteriyor. Daha çok uzun yıllar da Başkanlık koltuğunu kendisi istemedikçe başkalarına kaptıracağını sanmıyorum. Ziyaret heyetimizde bulunan tüm arkadaşlarımın da aynı düşünce içerisinde olduğunu biliyor ve hep birlikte sayın başkana sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyoruz.  Çerkes halkı için bir şeyler yapmak için çırpınan tüm Zakaria Napso’larımıza selam olsun. Allah yollarını da bahtlarını da açık etsin.

İnsanlarımızın çok uzun yazıları okumaktan sıkıldığını bildiğim için şimdilik yazı dizime ara veriyorum. Daha anlatacak ve yazacak çok şeyler var. İlerleyen yazılarda İsrail Çerkeslerinde eğitim, gelenek görenek, misafirperverlik, anadil, ana vatan ilişkileri, Golan eteklerindeki köylerin durumu, ziyaret esnasında icra edilen etkinlik ve toplantılar konularına değineceğim.

En derin saygı ve sevgilerimle.

Yılmaz DÖNMEZ
Çerkes-Fed Genel Sekreteri
25 Mat 2017 İstanbul

 

 

 

 

101,828 total views, 509 views today

3 Comments

  1. Nurdan Akçay emekli emniyet md dedi ki:

    Mükemmel bir anlatım çok bilgilendim mutlu oldum teşekkürler Yılmaz beye

  2. Osman Özdemir dedi ki:

    Dexaşe ḱeptığ Wopsew. Tı Ĺepk Adıgexemiy moreşte kadepıan xeğog zereşıemćıy cade sıguş’ağ. İnşallah Adıgexer tıdere xeğegu şıemiy zı tıḣujını pae Tı xeğegujı ( tı nı-xekum ) tızereğoyıjın.

  3. Erdal san dedi ki:

    Kardeş bizimde çok ders çıkarmamız gerekiyo anlattıklarından kendimi orda gşbi hissettim yada istedim

Yorum Yap