Anadillerimizi Yaşatabilmek İçin En Acil İhtiyacımız Televizyondur!

       EROL KARAYEL

Anadilde yayın yapan televizyon kanalı açılmasını istemek bir heves değil, en önemli, en acil ihtiyacımızdır. Bu tespite “kaç kişi anlayacak ve ne işe yarayacak?” diye tepki verenler fahiş bir yanılgı içindedir; lütfen bu söylemlerinden, bu aymazlıklarından bir an önce vazgeçsin ve milletin kafasını karıştırmasınlar. Çünkü televizyon bizim için bir heves veya bir eğlence aracı değil, -gelecekte ne olur bilemeyiz ama- bugünkü şartlarda ulusal varlığımızın devamı için olmazsa olmaz, vazgeçilemez bir ihtiyaçtır. Bu sorunu hemen bugün, olmadı yarın çözemezsek zaten yapacak fazla bir şeyimiz de kalmayacak.

Kurumlarımız yıllardır TRT bünyesinde bir Çerkes tv kanalının açılması için talepte bulunuyor, basın açıklamaları ve hattâ mitingler yapıyor ancak duvara hitap ediliyormuş gibi devletin kulağının üzerine yatma tavrında hiç bir değişiklik olmuyor. Belli ki devleti elinde tutan ve insana, fıtratına, haklarına zerre kadar sevgisi ve saygısı olmayan güçler asimilasyon sürecimizin tamamlanıp, tabutumuza son çiviyi çakmanın sabırsızlığı içinde bekliyorlar.

Geldiğimiz bu noktada ben artık o kanaatteyim ki, demokratikleşme paketleri ve tanınan serbestlikler asimilasyon sürecimizi durdurmaya yönelik değil, aksine tamamlamaya yöneliktir. Yapılan düzenlemeler ilk zamanlar bir umut oluştursa da bugün artık net bir şekilde görüyoruz ki hiç bir somut sonuç doğurmamıştır/doğurmayacaktır. Devletin “yasakları kaldırdım, istediğinizi yapabilirsiniz” deyip başka hiç bir şey yapmayarak topu taca atması, sorunun üzerini şalla örtmeye çalışmasından başka bir anlama gelmez. Bunun literatürdeki adı “negatif ayrımcılıktır” ve bu bizim sorunumuz için herhangi çözüm önermemektedir.

Biz, kaynak ayrılarak, destek verilerek, sonuç odaklı projelerle tam bir pozitif ayrımcılığa tabi tutulmak istiyoruz ve bu bizim hakkımız. Devletin haftada iki saat seçmeli ders hakkı vermesi kimseyi yanıltmasın, bu pozitif ayrımcılık değildir.  Bu sadece iyi bir uyutma taktiğidir. Çünkü hiçbir çocuk haftada iki saat ders almakla anadilini öğrenemez. Kaldı ki, bu sonuç vermeyen haliyle bile kaç senedir çocuklarımız için seçmeli ders taleplerimiz “yeterli talep yok” gerekçesiyle karşılıksız kalmaktadır. Doğrusu, talep olup olmadığından da emin değiliz. “Yeterli talep yok” denilerek baştan savılması ihtimalini pekala göz ardı etmiyoruz ve bu konuda derin şüphelerimiz var.

Maalesef, “ehlileştirilmiş” bir toplum olmamız sebebiyle, bugün için devletin bu tavrını tersine çevirebilmekten çok uzağız. Taleplerini şiddet yoluyla dile getiren veya tam örgütlü bir hale gelip oylarımızla iktidarları tehdit edebilen bir güce sahip olmadığımız sürece de devletten olumlu bir sonuç almamız mümkün görünmüyor.

***

Dilimizi, kültürümüzü yaşatmak için Çerkesler olarak köprüden önceki son çıkıştayız diyebiliriz. Tamam, devletten istememiz gereken hakları istemeye devam edelim ama “dereye su gelesiye, kurbağanın gözü patlar” misali, kendi göbeğimizi kendimiz kesmezsek bu sürecin sonunun tam bir hüsranla biteceği çok aşikardır.

Peki ne yapabiliriz?

Yapılacak iş bir an önce imkanlarını oluşturarak kendi televizyon kanallarımızı kurmaktır.

Bir televizyon kanalına nasıl bu kadar büyük bir misyon yükleyebiliyorsun diyebilirsiniz.

Evet, anadilde yayın yapan bir televizyon kanalının bu kadar büyük bir misyonu var dostlar.

Kurulacak televizyon kanalı birincil olarak 10 yaş altındaki çocuklara hitap etmelidir. Sabah saat 08.00’den, akşam saat 19.00’a kadar sadece anadilde albenili çizgi film, çocuk filmleri ve yapımları yayınlamalıdır. Anne babaların yapacağı tek şey ise çocuklarını bilinçli bir şekilde bu televizyon yayınıyla baş başa bırakmak olmalıdır.

Bunun nasıl bir fonksiyon icra edeceğini aşağıdaki haberi okuyunca sanırım daha iyi anlayacağız:

6 YAŞINDAKİ ABHAZ KIZI ELANDA AYBA KENDİ KENDİNE İTALYANCA ÖĞRENDİ!

 6 Yaşındaki Abhaz Kızı Elanda Ayba, Gudauta’nın Barmış Köyü’nde kimsenin haberi olmadan kendi kendine İtalyanca öğrendi.

ELANDA AYBA

Çocukların büyüklere göre daha kolay dil öğrendiği herkesçe bilinir ama belki de bunun en ilginç örneklerinden biri geçtiğimiz günlerde Abhazya’nın Gudauta iline bağlı Barmış Köyünde yaşandı. Ayba ailesi, kızlarının bir İtalyan çizgi film kanalını sürekli izlemesine bir anlam veremeseler de bunu hiç önemsemedi. Bir süre sonra 6 yaşındaki minik Elanda ailesine göre uydurukça cümleler kurmaya başladı. Ailesi izlediği kanaldan aklında kalanları ezberden söylediğini düşündükleri için bu durumun da üzerinde durmadı. Ta ki arkadaşlarından biri, İtalya’da üniversite okuyan minik Elanda’nın kuzeni Alina Ayba, bir aile toplantısında kuzeninin ciddi ciddi akıcı şekilde İtalyanca konuştuğundan şüpheleninceye kadar. Bu şüphe üzerine Elanda’yı İtalyanca konuşanlarla temasa geçiren Alina Ayba, minik cimcimenin evde çizgi film kanalı izlerken akıcı şekilde İtalyanca öğrendiğini ortaya çıkarttı. Olayın duyulması üzerine konu ile ilgilenen Abhaz Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Kan Tanya 6 yaşındaki Elanda’nın İtalyancayı sadece iyi derecede anlayıp konuşmakla kalmadığını, klasik bir dil eğitiminde öğrenilemeyecek kadar çok sayıda deyim ve kalıba da hakim olduğunu söyledi.
Kaynak: Sputnik Apsny’dan aktaran www.altinpost.org (30 Mayıs 2015)”

 Bu haberden Kosovalı hemşerimiz Tsey Ramazan’a bahsettiğimde, Kafkasya’da Mafehable köyüne yerleşen Kosova Çerkeslerinin küçük çocuklarının da Türkçeyi iyi bildiklerini ve hepsinin de evlerinde sürekli açık duran Türk televizyonlarından bunu öğrendiğini söyledi.

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi işte bu kadar güçlü.

Peki devlet bir tv kanalı tahsis etmiyorsa bu yayın nasıl olacak?

Bu işi dalgalanmaya bırakamayız. Biraz fedakar ve gayretli olup, devlet açmıyorsa kendimiz açmalıyız. Şu çok önemli, bir kere açılacak tv kanalı karışık dilli olmamalıdır. Her farklı dil için ayrı bir kanal açılmalıdır. Örneğin Adigece için saygıdeğer insan Ali İhsan Tarı ve arkadaşlarının büyük bir bilinç ve gayretle oluşturdukları internet üzerinden 24 saat Adıgece yayın yapan Danef tv hemen uyduya çıkartılarak bir tv kumandasının tuşuna basıldığında seyredilebilir hale getirilmelidir. Evet, 24 saat anadilde yayın yapacak materyali bir araya getirip bu yayını uzun süredir devam ettiren Danef Tv bu haliyle bile muazzam bir iş başarmaktadır. Ancak bu nihai değil, ilk adımdır. Çünkü bugünkü sistem içinde internet üzerinden istenen misyonu yerine getirmesi mümkün değildir. Önce yayın bir tv kumandasının tuşuna indirilmeli, sonra içeriğinin gündüzleri (08.00-19.00 saatleri arası) sadece çocuklara yönelik yayınları içerecek şekilde düzenlenmesi lazımdır. Saat 19.00’dan sonra ise büyüklere yönelik yayınlara yer verilebilir. Video filmler, paket yayınlar dışında becerilebildiği kadar canlı yayın da yapılabilir. Ama esas hedef çocuklar olmalıdır.

Abazaca için de aynı yoldan gidilmelidir. Olabiliyorsa diğer Kafkas dilleri için de bu tür kanallar kurulması elzemdir. Bu yayınların anavatan için de çok tesirli olacağı ayrıca unutulmamalıdır.

***

Tabii bunun finansının nasıl olacağı en önemli sorudur.

Bu finansı toplum kesimleri olarak bizim bulabilmemiz lazımdır. Bu potansiyelimiz var. İnce hesabı uzmanları yapar ancak yaptığım mini araştırmada uydu kanalın aylık kirasının -bazı değişen kriterlere göre- 50 bin ile 80 bin lira arasında olduğunu öğrendim. Bir bu kadar da mekan temini, yayını sürdürecek çekirdek kadro ve sair masraflar için yapılması gerektiğini düşünürsek, maksimum ayda 200 bin liralık bir bütçeyle Anadil’de yayın yapan bir tv kanalımızın olması pekala mümkündür.

Söyleyin Allah aşkına bir Adige diasporasının (5-6 milyon), bir Abaza diasporasının(5-6 yüz bin) nüfusu dikkate alındığında bu paralar toplanamayacak miktarlar mıdır?

Elbette ki hayır. İstenirse rahatlıkla toplanabilir paralardır.

Projenin hayata geçirilmesi, her ay 1000 lira verecek 200 kişi;

Hadi olmadı 200 lira verecek 1000 kişiye bakar…

Bu iki potansiyel hem Adigeler’de, hem Abazalar’da var.

İhtiyacımız olan, işi bilen ve herkesin güveneceği bir ekibin ortaya çıkıp öncülük etmesi, projelendirip start düğmesine basmasıdır.

 

1,584 total views, 1 views today

2 Comments

  1. H. Yaşar Nogay dedi ki:

    Çerkes toplumunun, yok olma aşamasındaki ana dili kurtarma konusunda yeterince duyarlı ve kararlı olmadığı gerçeği ortada. Bu meseleye el atılmaz ise, uçurumun kenarı çok yakın. TV gerçeğine ben de inanıyorum. Ancak hangi açıdan baksak aşılması zor engeller az değil. Her şeye karşın mücadele şart. Ama nasıl? bir defa, 1000X200 veya 200X1000 formülleri çok zor. Bir an için gerçekleşse de sürekliliği mümkün olabilir mi? Farz edelim kanal ve işletme sistemi temin edildi, başka önemli sorun, farklı dil ve lehçelerde, uygulanacak programların hazırlanıp sunulması için uzman kadrolar sorunu. bence bu sorunu önceliğe alıp bir projenin hazır edilmesi ve devamında, devler ve/veya finans desteği zorlanmalıdır.

  2. ömer dedi ki:

    Erol Bey’in söylediklerine kesinlikle katılıyorum zaten senelerdir düşünüyordum bunu.Teşekkur ederim zaman geçirmeden yapılmalı

Yorum Yap