‘Bir Bilge Thamate’yi, Kalmık Yura’yı Anarken…

DUĞ ORHAN DOĞBAY

“… Çerkes Kültürünün bütün Kafkasya kültürü ile
ilgili olduğunu da çok iyi anlıyoruz.
Bu anlamda bütün Kuzey Kafkasya halklarının kültüründe
ortak bir Kafkasya kültürünün,
 tek bir mantalitenin var olduğunu söylememiz için
esas teşkil eden özellikler vardır…”
KALMIK YURA
Çerkes Dünyası
(Uluslararası Çerkes Birliği Dergisi),
Bahar 98, Sayı: 1, sf: 21.

     Kalmık Yura’nın adını ilk defa 1991 yılı başında Kafdağı Dergisi’nde yayınlanan bir kongre haberinde duymuştum. Haberde; Kafkas Dağlı Halkları Birliği’nin önderliğinde Moskova’da, 22 Eylül 1990 tarihinde, Abhaz üyelerinin teklifi ve SSCB Yüksek Sovyeti’nin desteği ile Sovyetler Birliği’nde yaşayan Kendi Egemen Devlet Düzenlerine Sahip Bulunmayan Tüm Ulusal, Bölgesel Oluşumların ve Halkların, Resmi Ulusal Temsilcilerinin Kongresi” tanıtılıyordu. Yüksek Sovyet salonunda yapılan toplantıda 40 halkın temsilcisi aldıkları kararlar ile kongreyi, “ulusal-devlet, ulusal-territoryal yapıların ve ulusal devlet yapısı ve toprağı olmayan halk­ların birliğine” dönüştürmüş, toplantıya SSCB Yüksek Sovyeti üyelerinden Rafik Nişanov, S. Tarazeviç, Yura Kalmık ve Ramazan Abdulatipov gibi üst bürokratlar da katılmıştı.
Kalmık Yura, 1989 yılında Saratov seçim bölgelerinden birinden “Halkın Vekili” seçilmiş ve SSCB Yüksek Kurulu’na girmişti. O parlak kariyeri sayesinde SSCB Yüksek Kurulu’nda Yasama ve Hukuk Komitesi Başkan Yardımcılığına da layık görülen, “Yeniden Yapılanma” ve “Açıklık” politikalarıyla SSCB’ni yıkılmaktan kurtarmaya çalışan bir Sovyet bürokratıydı.
Kalmık Yura’nın ikinci kez adını duymam Naçik’te kurulan yeni bir örgütlenme sayesinde olmuştu. 1991 yılı Mayıs’ında Uluslararası Çerkes Birliği (Dünya Çerkes Birliği) kurulmuş ve başkanlığına Kalmık Yura seçilmişti. Kalmık Yura, kısıtlı iletişim imkânları yüzünden yeni yeni tanımaya başladığımız Kuzey Kafkasya milli politik yaşamına ait aşina isimlerden değildi. 1980’li yılların ortalarından itibaren isimlerini duyduğumuz, “Adige Khase”, “Aydgılara”, “Bart” vb. örgütlenmelerin aktörleri içerisinde yoktu.
Kalmık Yura, azim, birikim, dürüstlük, çalışkanlık ve naif kişiliği ile merkezi Rus bürokrasisi içinde hatırı sayılır bir kariyere sahip olan ama “bizim dünyamızın” biraz dışında birisiydi. Kendisi de bunu “Yoldaki Dönemeçler” adlı eserinde “hayatımda daha önce hiç içinde bulunmadığım işlerle bu kadar yakından ilgileneceğimi hiç düşünmemiştim. Kafkasya’da doğdum, ancak orada çok az yaşadım” diye itiraf eder.
Kalmık Yura’nın halkının sorunlarıyla yüzleşmeye başladığı dönem SSCB’nin dağılma süreciydi. Tüm Sovyet coğrafyasının bastırılmış, sindirilmiş halkları yeni bir dünyanın kapılarını açmak için eski totaliter sistemi temellerinden sarsmaya başlamıştı.
Musa Şenibe “Kafkasya’da Birliğin Zaferi” adlı eserinde bu dönemi şu şekilde anlatır:
“… Gorbaçov döneminde yaşanan çözülme, devletin şiddet politikasının hafiflemesi, yeni ve cazip sloganlar küçük halkların bitkisel hayata girmiş toplumsal organizmasının canlanmasını sağladı. Genel olarak birkaç yıl, Kafkasya koşullarında ise 4-5 yıl içinde halklar güçlü ve otoriter ulusal demokratik örgütlerine sahip oldular. Komünist etnik kıyımcılıkla ezilen ulusal kimliğin, dilin kültürün ve manevi değerlerin yeniden ihyasıyla ilgili sorunları cesaretle ortaya koydular. Bu örgütler halklarının entelektüel kesiminin önemli bir bölümünü, gençliği, üniversite öğrencilerini, ulusal intelijensiyayı arkalarına alabildiler. Monolitik totaliter sistem onlar tarafından şiddetle sarsıldı ve bazı yerlerinde gedikler açıldı. Milliyetçi rengiyle sivil toplum örgütlenmesi süreci başladı…”
Kalmık Yura’yı daha iyi tanımamız onun 1992’nin Ocak ayında Kabardey Halk Kongresi’nin başkanlığına seçilmesi sayesinde olmuştu. Bu kongre onun halkının özel sorunlarıyla tam anlamıyla yüzleşmesini ve bizimde onu daha iyi tanımamızı sağlamıştı. O yine UÇB kongresinde olduğu gibi Kabardey Halk Kongresi’nin başkanlığına da kendi rızası dışında getirildi. O, mütevazı kişiliği ile önerilen görevlere kendini layık görmüyordu. Örneğin Kabardey Halk Kongresi’nde başkanlık kendisine teklif edildiğinde, o Şenibe Musa (Yura)’yı desteklediğini belirtiyordu.
Kalmık Yura “Yoldaki Dönemeçler” adlı eserinde o günleri şöyle anlatır:
… Ben o zaman neler olduğunu iyi anlayamamıştım. Daha sonra, cumhuriyetin yöneticilerinin, doğru sözlü ve radikal bir politikacı olan Yuriy Şenibov’dan korktuklarını ve onun güçlü bir milli hareketin yönetimine geçmesini istemediklerini anladım. Onlar benimle anlaşmanın kolay olacağını ümit ediyorlardı ve ayrıca ben uzakta, Moskova’da ikamet eden biriydim.
Ancak, biz de anlaşamadık. Burada ben suçlu değildim. Ben işbirliği yapmayı beklerken, onlar benden kendilerine biat etmemi ve dalkavukluk yapmamı istiyorlardı. Ancak bu benim tabiatıma ve inançlarıma aykırıydı. Ben, düşüncelerinde ve davranışlarında bağımsız olan insanlara değer veriyor ve kendim de öyle olmaya çalışıyordum. Hiçbir zaman akıllı çözümlerden, uzlaşmadan ve görüşmelerden vazgeçmedim (bunu genelde kanun oluşturma çalışmalarımda yapıyordum). Ancak, böyle şeylerde de belli sınırlar vardır ve bu sınırları geçmek olmaz. Çünkü onların arkasından prensipler geliyor ki her dürüst insanın yaşam ilkeleri demektir…”
Kalmık Yura, başkanlığını üstlendiği iki örgütlenmede de her zaman doğru yerde bulundu. Adige Khase” ve “Kabardey Halk Kongresi”nin özgürlük, birlik ve dayanışma çabalarını, bölgenin yozlaşmış nomenklaturalarına, yerel yöneticilerine karşı yükselen haklı mücadeleyi hiç tereddüt etmeden destekledi. Uluslararası Çerkes Birliği’nin (DÇB) perde arkasından kuruluş ebeliğini yapan “Derin Rusya”nın sivil görünümlü aparatı “Rodina”nın ayak oyunlarına direndi.
Kalmık Yura o dönemdeki çabalarını da “Yoldaki Dönemeçler” adlı eserinde şöyle anlatır:
…Ben o dönemde, Halk Kongresi ve onun organlarının toplumsal teşkilatlar olduğunu ve hâkimiyet organlarıyla birlikte, Kongre’de gündeme getirilen sorunları çözmesi gerektiğini net bir dille vurgulamıştım. Ancak, ikinci Kabardey Halk Kongresi’nden sonra, yerel otoriteleri öyle bir korku sardı ki, Kurultay’a açık bir saldırıya geçtiler. Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin, Devlet Başkanı’nın ve Hükümeti’nin 28 Nisan’da siyasi bir bildirisi yayınlandı. Bu bildiri de, Kurultay’ın bazı yöneticileri hâkimiyeti ele geçirmeye teşebbüs etmek ve diğer suçlarla suçlanıyordu.
Ancak biz sakin bir şekilde faaliyetlerimize devam ettik. Kabardey Halk Kurultayı sadece sınır problemleriyle değil, ana dilin cumhuriyetin okullarında daha etkili okutulması ve Adige halkının tarihi ile ilgili ders kitaplarının hazırlanması ile de ilgileniyordu.
Çok sayıda köyü dolaştık, toplantılara katıldık, insanları rahatsız eden sorunları görüştük. Benim için Adige halkını temsil edenlerin fikir dolu konuşmalarını dinlemek zevk vericiydi. Adige dili çok zengin bir dil. Bu dilde kusursuz bir konuşma yapabilen bir insan da çok zengindir. Maalesef anadilimde böyle konuşmakla hiçbir zaman övünemedim ve her zaman Zaur Naloyev ve Yuriy Şanibov’un ana dillerinde nasıl kusursuz konuştuklarına bakarak, onlara imrendim.  Onlar, tabi ki hakiki hatiplerdi. Adigeler insanlarda diğer değerlerle birlikte konuşma sanatına da çok kıymet veriyorlar. Bir yerde okumuştum. Efsanevi Nartlar konuşma yarışması yaparlar ve kazananın “boğazı kuruyana kadar” devam ederlermiş. Burada sadece meramını güzel sözcüklerle ifade etmek değil, konuşmacının samimi ve içten olmasına da değer verilirdi…
Kalmık Yura, 1993 yılı içinde başkanlığını yaptığı her iki örgütlenmeden de (yeni fitneleri önlemek için yine büyük bir incelikle) sadece “işlerinin yoğunluğunu” mazeret göstererek ayrıldı. Ama bulunduğu süre içinde kalıcı izler bıraktı. Bu dönemde Kabardey ve Balkar halklarının egemenlik ve sınır problemlerinin barışçıl ve kardeşlik hukuk içinde çözümlenmesine çalıştı.
Abhazya’nın Gürcü işgaline direnişinde kardeşleriyle omuz omuza mücadele etti. Onları uluslararası camiada temsil etti. Kalmık Yura, 1993 yılı Şubat ayında Abhazya’nın haklı mücadelesini dünya kamuoyuna anlatmak için bir heyet ile ABD’de (Atlanta-Georgia) Carter Center’ın düzenlediği “Kuzey Kafkasya’daki Durum” adlı uluslararası toplantıya katılmış, New Jersey’deki Kafkas Diasporası temsilcileri ile görüşmeler yapmıştı.
Kalmık Yura’nın 24 Eylül, 4 Ekim tarihlerinde Nalçik’de yerel yönetimin sinsi provakasyonları ile ateşlenen protesto mitinglerindeki serinkanlı ve sağduyu rolü hiç bir zaman unutulamaz. O, bitmek bilmeyen uzlaşma ve itidal çabalarıyla bir iç savaşı önlemişti. Yerel yönetimin karanlık hesaplarıyla bir süre önce tutuklanan Kafkas Halkları Konfederasyonu Başkanı, Kabardey Halk Kongresi Başkan Yardımcısı Şenibe Musa (Yura)’nın serbest bırakılmasına büyük katkı sağlamıştı.
Kalmık Yura’nın R.F. Adalet Bakanı iken halkı için tüm politik geçmişini riske atarak yaptığı son girişim ise onun isminin ve hatırasının hafızalarımıza kazınmasına vesile olmuştu. O 1994 yılı sonunda Çeçenistan’a yapılacak askeri müdahaleye tereddütsüz bir şekilde karşı çıkmıştı. RF “Güvenlik Konseyi” savaş baronlarına sonuna kadar direnmiş, çabalarının sonuçsuz kalacağını görünce de hiç düşünmeden Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e istifa dilekçesini vermişti.
Onun tüm olumsuz şartlara rağmen savaşı ve işgali engellemek için Çeçenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Cohar Duda ile de görüşmesi, Çeçen kardeşlerinin savaşı isteyen taraf olmadığını tüm dünyaya duyurması takdire şayandır. O bu hamlesi ile Çeçenistan hesabına diplomatik bir kazanç sağlamış ve savaş baronlarını suçüstünde yakalatmıştır.
Savaş ve işgal başladıktan sonra da insani ve hukuki mücadeleden bir adım geri atmayan Kalmık Yura Duma’da milletvekili olarak görev yaptığı dönem içinde de 300’ü aşkın milletvekilini yanına alarak hazırladıkları deklarasyonla, savaşının derhal durdurulmasını talep etmiş, Duma’dan aldığı temsil yetkisiyle Rusya Anayasa Mahkemesi’nde Çeçen işgalinin hukuksuz olduğunu savunmuştur.
Kalmık Yura, “Atlar Ayakta Ölür” özdeyişini haklı çıkarırcasına hayatını 16 Ocak 1997’de Mineralnıye Vodı’de tamamladığında hala mücadele kulvarında koşuyordu. Kuzey Kafkasya’nın aydınlık geleceğine dair beyin fırtınalarının yapılacağı “Kafkas Halkları Konferansı”nda o da kendi gelecek perspektifini kardeşleriyle paylaşacaktı.  Ama ömrü yetmedi…
Kalmık Yura, atalarının kadim özelliklerinin ve ideallerinin bir taşıyıcısı olduğunu, yaşamının her döneminde ispat etmiş bir bilge kişilik idi. O hiçbir zorba otoritenin önünde diz çökmemişti. Kimseden “makam ve mevki talep etmemiş, keyfiliklerin sürdüğü bir rejime payanda olmamıştı.”
Onu, ölümünün 20. yılında yeniden anarken ne hazindir ki, Kuzey Kafkasya cephesinde yeni bir şey yok. Doksanlı yılların ümitvar meltemlerinin yerini hazan rüzgârları almış. Hem Rusya merkezinde hem de Kuzey Kafkasya’da onun usanmadan mücadele ettiği zorba klikler artık her şeyin hakimi… Onun içyüzünü görerek iki yıl içinde terk ettiği kontra örgüt Uluslararası Çerkes Birliği (Dünya Çerkes Birliği) halen ayakta…
Tüm bu karamsar tabloya rağmen yine de sancağı yere düşürmemek lazım. Kalmık Yura’nın aziz hatırası adına…
O tüm olumsuz şartlara rağmen umudunu hiçbir zaman yitirmedi ve atlar gibi doludizgin koşarken hakka yürüdü.      Ruhu Şad olsun…

18.01.2017 / Samsun

6,498 total views, 1 views today

Yorum Yap