Bazı Çerkes Aile İsimlerinin Düşündürdükleri

mustafa saadet

YEŞGAR MUSTAFA SAADET

Günümüze kadar gelmiş ve hala kullanılan Çerkes aile soyadları, başka dillere çevrildiğinde sevimsiz anlamlara gelmekte ise de, toplumumuz tarafından benimsendiklerinden diğer dillerdeki anlamları fazlaca gündeme getirilmemektedir.

Günümüze kadar gelen bazı sülale isimleri: Hanöş, Hapay, Hağur, Haguce, Hacıq, Hapace, Habraçü, Hanapşe, Havıdı, Hahu, Hapiy, Hatxı, Hantuv, Çüş’şö, Çünatko, Çemahko, Çüle, Bacıko, Yeşi, Şiwmaf, Şışha, Tığuj, Mışa, Bleğoj,… ve  buna benzer isimlerdir. Çoğu sülale isminin başında ha, çü, şı, bace gibi isimler gelmekte olup, hayvan isimleri olmasına rağmen benimsenmiş olduklarından böyle sülale isimleri katiyetle yadırganmamakta ve ayıplanmamaktadır.

Çünkü bunlar çok eskiden gelen kanıksanmış sülale isimleridir. En çok da  “Ha” ile başlayanlar bu güne kadar gelmiştir. “Ha” ile başlayan çok fazla sülale ismi olmasının sebebi “Ha” kelimesinin eskiden  Aslan’a verilen isim olmasından kaynaklanmaktadır.

Bunun en belirgin kanıtı, Hattuşaş olarak bilinen ve Anatoliya’daki harabelerin giriş kapısında bulunan ve Hattiler tarafından yapılan taş süslemesinde iki tane  aslan kafası bulunmakta , Çerkesce “Hatuşha” iki aslan kafası anlamına gelmektedir ve günümüzde  Hattuşaş harebeleri olarak bilinmektedir.  Bu figür Hattiler zamanında Anatoliya’da yaşayan aslanların giriş kapısında süsleme figürü olarak kullanıldığı açıktır. O devirde o bölgede aslan yaşamamış olsa, süslemede de kullanılmazdı.

Çerkescede “Ha” kelimesi köpek anlamında kullanılır olmuşsa da yanlış bir anlamdadır. Köpeğin gerçek ismi Çerkescede “Hajı” olup, bazı cinsleri (Kafkas köpekleri)  aslana benzediğinden ve  zamanla aslan nesli Çerkeslerin yaşadıkları yerlerde yaşamaz olduğundan, “Ha” köpek anlamında kullanılır olmuştur. Belki de aslana olan özlemden, belki de köpeğe verilen değerden dolayıdır.

“Ha” ya duyulan sempati hiçbir zaman terk edilmemiştir.  Ha kelimesi fazlaca telaffuz edilmez olmuşsa da, Türkçesi olan “aslan” ismi günümüzde Kafkasya’da da, diasporada da erkek çocuklara isim olarak verilmiş ve verilmektedir.

Bu tanımlamalardan sonra asıl meseleye dönerek, bu sülale isimlerinin veriliş sebeplerini açıklamaya çalışalım.

Tarihçilere göre, insanlar havanları avlamaya ve ehlileştirmeye  Neolilit çağda (M.Ö. 8000-5500 yılları  arası) başlamışlardır. Öküz, keçi, koyun gibi hayvanlar ehlileştirilmiş, ilk yerleşik hayat başlamıştır.

Besin üretmeyi bilmeyen  insanlar, yalnızca yaşadıkları ortamda bulunan yabani sebze, meyve ve kökler ile avladıkları hayvanları yiyerek beslenmişlerdir. İklim ve çevre koşullarının değişkenliği nedeniyle, yeni besin kaynakları aramak ve av hayvanlarını izleyerek, küçük gruplar halinde konar-göçer tarzda yaşamışlardır.

Küçük gruplar halinde yaşamla birlikte sülaleler ortaya çıkmaya ve bu sülalelere isimler verilmeye başlanmıştır.

İsimlendirme yapılırken, hayvanlardan başka bir obje bilmeyen sülaleler, kendilerine isim olarak ya doğrudan hayvan isimlerini seçmiş veya bu isimleri ön ek yaparak kendilerini bu şekilde adlandırmışlardır. Bu isim seçme işinde seçici olmuşlar ve hayvanların, güçlü, kuvvetli, yırtıcı, faydalı ve güzel olanlarını isim veya ismin ön eki olarak almışlardır. Hiçbir zaman sevimsiz, faydasız, korkak , pis ve güzel olmayan hayvanların isimlerini seçmemişlerdir. (Kedi, sülük, fare, domuz, vs….gibi.)

Zaman geçtikçe insanlar ziraat, ticaret, sanat gibi konularla uğraşmaya başlamışlar bu alanlardaki gelişmelere uygun soyadları almaya başlamışlardır. (Demirci, kuyumcu, sarraf, keresteci, bavulcu, sahtiyancı, vs…gibi)

Yukarıda,  aklıma gelen sülale isimlerinden başka da bu gibi sülale isimleri olabilir. Bu isimlerin verilişinin en az 5500 ile 8000 yıl önce olduğunu tahmin ettiğimizde, ilk Çerkes sülalelerinin bunlar olduğu ve türemenin bunlardan neş’et ettiği ileri sürülebilir. Bu gibi konuların, modern tıbbın geliştirdiği DNA-genetik  testleri ile açıklığa kavuşturabileceği günler yakın gibi gözüküyor.

1,769 total views, 1 views today

1 Comment

  1. REMZİ YILDIZ dedi ki:

    Bizim aile adımız da HALAV olarak söylenmektedir.Suriye’de bulunan akrabalarımız ise HALAW,ya da HALAWA olarak geçmektedir.Aslan pençesi anlamına geldiğini düşünüyoruz.

Yorum Yap